Fatma ACIBADEM

Ev Ekonomisi Teknikeri

E-mail:

 

EV EKONOMİSİ KAPSAMINDA EĞİTİM VERİLEN KONULAR

         1-BECERİ KAZANDIRMA VE MESLEK EDİNDİRME EĞİTİMİ

Bu eğitimin kapsamına giren konular

1.1.      Turistik eşya yapımı

1.2.     Giyim eşyası yapımı

1.3.      İnce dallar, hububat sapları gibi malzemeleri işleyen el sanatları

1.4.     Yöresel el sanatları

1.5.      Oya işleri işlemeler

1.6.       Süs taşları işlemeciliği

        

         2-EV EKONOMİSİ EĞİTİMLERİ

2.1.  Aile planlaması eğitimleri

2.2.     ev teknolojisinin (araç ve gereçlerin) uygun kullanımı ve işi kolaylaştırma

2.3.      kişisel bakım ve hijyen

2.4.     Aile içi etkileşim ve iletişim

2.5      Aile gelirinin yönetilmesi

2.6       Harcamaların planlanması ve tasarruf bilincinin geliştirilmesi

2.7.      Sağlıklı konut koşullarının sağlanması (havalandırma, temizlik vs.)

2.8.      Konutların fonksiyonel planlanması ve döşenmesi

2.9.      Konut çevresinin düzenlenmesi

2.10.  İçme ve kullanma suyunun tüketimi ve kullanılması

2.11.  Çöplerin uygun bir şekilde toplanması

2.l2.     Erozyonla mücadele

 

         3-ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ

3.1.      Doğum öncesi gelişim

3.2.     Doğum sonrası bedensel, bilişsel motor, dil duygusal ve sosyal gelişim

3.3.     Çocukta cinsel gelişim ve eğitim

3.4.     Çocuğun aile arkadaş, okul ve öğretmen gibi yakın çevresi ile ilişkileri

3.5.      Oyun ve çocukta ilgiler

3.6.      Ergenlik dönemi sorunları

 

         4-BESLENME EĞİTİMİ

4.1.   Beslenme ilkeleri

4.2.     Besinler ve besin grupları

4.3.      Besin hijyeni

4.4.     Sürdürülebilir gıda güvenliği

4.5.     Özel durumlarda beslenme (gebe ve emzikli kadınların beslenmesi, çocukların beslenmesi, yaşlıların beslenmesi, işçilerin beslenmesi, şişmanlıkta ve zayıflıkta beslenme, hastalıklarda beslenme gibi)

 

         5-GIDALARIN ÇEŞİTLİ YÖNTEMLERLE MUHAFAZA EDİLMESİ EĞİTİMİ

5.1.   Şeker ile muhafaza (reçel, marmelat, jöle, şurup)

5.2.     Tuz ile muhafaza (salamura, turşu, salça gibi)

5.3.      Kurutarak muhafaza (sebze, meyve kurutma v.b )

5.4.       Dondurarak muhafaza

5.5.      Konserve yapılarak muhafaza

5.6.      Diğer yöntemlerle muhafaza (peynir, yoğurt yapımı gibi)

 

         6- KADIN ÇİFTÇİ EĞİTİMİ

6.1.      meyvecilik ve bağcılık

6.2.     süt sığırcılığı

6.3.      arıcılık

 

 


 

 

3.2.  Doğum Sonrası Bedensel, Bilişsel Motor, Dil, Duygusal ve Sosyal Gelişim

                    3.2.1. Pulsuz Dilekçe - Sevgili Anneciğim ve Babacığım                         

                    3.3.2. Televizyonu Nasıl Kullanalım

           3.2.1. Pulsuz Dilekçe - Sevgili Anneciğim ve Babacığım                         

            Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim:

           Sürekli bir büyüme değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın.

           Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunda, arkadaşlıkta  ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her işimde koruyup kollamayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görsem daha iyi öğrenirim. Bırakın kendi işimi kendim göreyim Büyüdüğümü başka nasıl anlarım.

            Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu   önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın .Hep çocuk kalmak isterim sonra Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan          edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin .Sözünüzü tutamayınca sizlere olan güvenim azalıyor.

            Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın .Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor hem de bundan yararlanmadan edemiyorum.

           Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun. Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra  yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.

            Çok konuşup çok bağırmayın   .Yüksek sesle konuşulanları pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır. ’Ben senin yaşında iken’ diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım.

             Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Bana yanılma payı bırakın. Beni korkutup sindirerek,suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın. Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşamadığım sürece cezama katlanabilirim.

            Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın. Bana sure tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın; yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunaltsam bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben de sizi yabancıların önünde güç durumlara düşürebilirim.

            Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz, tersine beni size daha çok yakınlaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.

            Biliyorum ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdiklerinizin yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim. Yeter ki beni ben olarak seveceğinize inancım sarsılmasın.

            Benden örnek çocuk olmamı istemezseniz ben de sizden kusursuz ana baba olmanızı istemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter.    

            Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim.

                               SEVGİLER  ÇOCUĞUNUZ

 

            3.2.2. Televizyonu Nasıl Kullanalım

            Televizyon günümüzde hayatımızın en vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Hal böyle olunca da bu vazgeçilmezlik iyi mi,  kötü mü düşüncesi idraklere yerleşiyor.

            Genelde her şeyin iyi veya kötü ya da faydalı, faydasız  oluşunu o şeyin kullanım şekli tayin ediyor. Tıpkı ateşin yemek pişirirken, ısınırken kullanılması faydalı fakat sobadan sıçrayan ateşin evi yakmasının ise felaket olduğu gibi. Tıpkı suyun sebze yetiştirmede vazgeçilmez besin maddesi olarak kullanılması fakat bunun yanında çok fazla ve bilinçsiz sulama yapıldığında bitkiyi çürütüp, toprağın tuzlanmasına sebep olup çoraklaştırdığı gibi.

            İşte bütün bu misalleri televizyon içinde düşünürsek televizyonu kullanırken çok dikkatli olmamız konusunda  hemen hepimiz hem fikir olabiliriz. Hele bir de söz konusu en değerli varlıklarımız, fidanlarımız, çocuklarımız ise televizyonu amacına uygun kullanmadaki dikkatimiz daha da artacaktır, çünkü :

            Televizyonu aşırı seyreden çocukların ruhsal ve fiziksel sağlıkları tehdit altındadır. Özellikle depresyon,hiperaktivite ve uyku düzensizlikleri gibi sorunların aşırı televizyon seyretme sonunda ortaya çıkan yada artan problemler olduğu görülmüştür.

            Ayrıca televizyonda gösterilen şiddet sahneleri daha gerçek yaşantı ile hayal dünyasını ayırt edemeyen çocuklarda şiddet bir oyun gibi algılanmakta ve başka insanlara acımasızca ve saldırgan davranışlarda bulunmayı normal bir davranışmış gibi benimsemektedirler.

            Bunun yanında bütün vaktini televizyon karşısında geçiren çocuk kendini ifade edebileceği ve yeteneklerini geliştirebileceği oyun ve ortamlardan uzak kalmakta ve sağlam kişilik temellerini atmakta zorlandığı görülmektedir.

            Bütün bu olumsuzlukların yanında televizyonun yaşantımızda bir çok olumlu katkıları vardır. Özellikle seçilerek seyrettirilen yada seyredilen eğitici programlar, belgeseller, eğitici çizgi film ve çocuk programları gibi programlar çocuğumuzun genel kültürünün artmasında ve eğitimi konusunda oldukça faydalıdırlar. İşte bu noktada televizyon zararlımı, faydalımı sorusuna cevap ise ailenin televizyonu nasıl kullandığına bağlıdır.

            Eğer televizyon çocuğumuzu günlük oyun ve ders gibi aktivitelerden uzaklaştırıyorsa, karşılıklı konuşmayı azaltıyor ve aile içi iletişimi engelliyorsa ve evde herkes televizyon karşısında saatlerini geçiriyorsa artık evde büyüklerin kumandayı eline alıp bu gidişata dur demenin zamanı gelmiş ve geçiyordur bile. Peki kumandayı elimize aldığımızda hangi esasları gözeterek televizyonu kullanacağız.

            1- Yetişkinler her şeyden önce kendi televizyon alışkanlıklarını gözden geçirmelidir. Çünkü çocuklar söylenenlerden çok davranışları model alırlar.

            2-Çocuklara düzenli televizyon seyretme alışkanlığı küçük yaşlarda kazandırılmalıdır. İlerleyen   yaşlarda bu alışkanlığı kazandırmak hayli zorlaşacaktır.

            3-Küçük çocuklarımıza yemek yeme alışkanlığı kazandırıp karınlarını doyururken asla televizyon kullanılmamalıdır. Özellikle 1-2 yaş arası çocuklar çizgi film yada reklamlar karşısında yemek yedirilirlerse genelde ne yediklerinin farkına varmadan hipnoz olmuş bir şekilde ağızlarını otomatik açarlar. Bu durum çocuğun yemek yeme alışkanlığını da olumsuz yönde etkiler. Televizyon karşısında sürekli bir şeyler atıştırma dürtüsüyle büyüyüp oburluk gibi bir kötü alışkanlık sahibi olabilirler. Hem de daha bebeklikten itibaren televizyon bağımlısı olarak büyürler.

            4- Özellikle okul öncesi dönemde çocukların neleri izleyip neleri izleyemeyeceklerine büyükler karar vermelidir.

            5-Televizyon asla bir ödül veya caza aracı olarak kullanılmamalıdır.

            6-Televizyon bir çocuk bakıcısı değildir. Anneler çocuklarını televizyonun başına bırakıp işe dalmamalıdır.

            7-Televizyon programları seçilerek seyrettirilmelidir. Eğer mümkünse programlar beraber seyredilmeli ve beraber yorumu yapılmalıdır.

            8-Özellikle akşamları televizyon seyretmek yerine ailede herkesin katılacağı etkinlikler ve beraber oyun oynamalar çocukların psikolojik ve sosyal gelişimi için daha faydalıdır ve çocuk içinde daha eğlencelidir.

            9-Her odada televizyon bulunmamalı özellikle yatak odası ve yemek yenilen odada bulunmamasına dikkat edilmelidir.

            10-Seçilen televizyon programlarının eğitici ve öğretici olmasına dikkat edilmeli ve seçilen program bittikten sonra televizyon kapatılarak ortamda gürültü oluşturmasına izin verilmemelidir.

 [Başa Dön]


        3.4. Çocuğun Aile Arkadaş, Okul ve Öğretmen Gibi Yakın Çevresi İle İlişkileri

            ÇOCUK TERBİYESİ

            Çocuk terbiyesinin ana kuralları

            Çocuğun iyi yetenek ve eğilimlerini geliştirme ve kötülerini silme işi yani terbiye ; sistemli olarak çocuğu etkileme ve iyi alışkanlıklar vermekle mümkündür. Etkileme ve iyi alışkanlıkların verilmesine ne kadar erken başlanırsa sonuç o kadar mükemmel olur.

            Önemli olan husus terbiyenin sadece konuşmakla değil davranışlarla da desteklenmesi, kanıtlanmasıdır.

            Terbiyenin amacı iyi insan yetiştirme ve bu insanı topluma yararlı kılma ve dolayısıyla toplumun genel yapısının iyileştirilmesidir. Terbiyeye başlamak için de öncelikle insanı insan yapan özelliklerin ortaya konması gerekir. Bu  özellikler :

            1-Zeka ve fikir

            2-Ruh

            3-İrade

            4-Konuşmadır.

            Bu özelliklerin doğru bir şekilde geliştirilmesi ve terbiyesi gereklidir.

1-      Zeka ve Fikir Terbiyesi

          Çocukların tetkik, inceleme yetenekleri iyi güzel şeyler gösterilerek ve sorulara doğru cevap verilerek geliştirilir. Herhangi bir problem karşısında hemen çözüm önermek yerine çözümü kendinin bulmasına yardım etmek, kendinin yapabileceği işleri kendisine bırakmak gerekir. Böylece çocuğun hem düşünme, hem de karar verme yetenekleri gelişir, yeni yeni bilgi ve görgü sahibi olmaya başlarlar.

2-      Ruh Terbiyesi

          Bazı çocuklar ruhen çok hassas olurlar , her şeyden alınıp kırılırlar. Hayata çabuk küserler. Böyle çocuklara dikkatli bir şekilde gerçekleri ( acıda olsa ) görmesini ve tahammül edebilmesini öğretmek lazımdır.

Ruhen hassas olmayan katı ruhlu çocuklara ise daha fazla alaka, sevgi, şefkat göstererek duygulanacak olaylar anlatarak örnekler vererek ruhen hassaslaştırılmaya çalışılmalıdır.

            3-      İrade Terbiyesi

             İrade terbiyesindeki amaç; iradesi güçlü şahsiyet yetiştirmektir. Aynı zamanda iradenin toplum yararına kullanılması da öğretilmelidir.

            Yani irade öyle terbiye edilmelidir ki ancak kendi kendine yada yabancı bir şahıs için kullanılmalı ve asla toplum aleyhine kullanılmamalıdır.

            Kendi kendine mücadele yani nefsine hakim bir şahsiyet yetiştirmek irade terbiyesinin esasını teşkil eder.

            Doğal olarak çocukların bir kısmında irade zayıf bir kısmında kuvvetli olur. Zayıf iradeli çocuklar serbest bırakılmalı ve kendine olan güvenini artırmaya çalışmalıdır.

            İradesi kuvvetli çocuklarda ise terbiye biraz sert olmalıdır. Fakat sert bir terbiye ile beraber sevgi, şefkat ve anlayış da gösterilmesi şarttır.

4-konuşma terbiyesi

Çocuk konuşmaya başladığı andan itibaren öğrendiği veya öğretilen her kelime doğru olmalı ve çocuk tarafından düzgün telaffuz edilmelidir. Yanlış telaffuz ediliyorsa ısrarla düzeltilmelidir.

Çocuk terbiyesinde annenin yerini hiç kimse tutamaz. Fakat anne sevgi ve şefkat dolayısıyla çocuğunun yalnız iyi taraflarını değil noksan ve kötü taraflarını da görmesini bilmelidir.

Anne-baba çocuk için tam bir örnek olmalıdır. Onlara yalnız saygı ve sevgi hisleriyle bağlanmamalıdır. Anne- babaya güven sarsılmamalı ve çocuk asla hayal kırıklığına uğramamalıdır.

Çocuğun yanında büyükler titiz davranmalı, konuşma ve hareketlerinde son derece dikkatli olmalıdır.

Terbiyede sevgi ve bağlılık kadar ciddiyet ve geçici sertlikte çok önemli bir faktördür.

Diğer taraftan anne- baba tam bir fikir ve görüş birliğinde olmalıdır.

 Çocuğa iyi bir terbiye verebilmek için anne- baba ve diğer  aile fertlerinin bütün terbiye prensiplerini tam uygulaması gerekir. Bunun yanında aile hayatının düzenli ve anne –babanın geçimli olması da şarttır. Çocuklar anne babayı ideal birer insan olarak görürler. Onlar gibi olmak ve onlar gibi hareket etmek isterler. Huy ve alışkanlıklarını çabuk kaparlar. Onun için çocuk dünyaya geldikten sonra anne-baba bütün yönleriyle olduklarında daha iyi olmak zorundadırlar.

Kardeşi olmayan çocukların terbiyesi daha zordur. Hatta başlı başına bir problem olabilir. Çünkü tek çocuklu ailelerde bütün aile anormal bir şekilde tek çocuk üstüne düşer çocuğun tüm arzuları yerine getirilmeye çalışılır. Bu da çocuğun bencil, paylaşmayı ve beraber yaşamayı bilmeyen bir kişilik oluşturmasına yol açar. Bu şekilde davranılan çocuklar oldukça şımarık olurlar. Bu nedenle tek çocuk yetiştirilmesi konusunda oldukça dikkatli olunmalı, haksız istekler yerine getirilmemeli, lüzumundan fazla sevgi ve düşkünlük gösterilmemelidir.

Bu sebeplerden dolayı özellikle ilk çocuklar yürümeye başladıktan sonra çocuk bahçelerinde veya yaşıt komşu çocuklarıyla oynamasını , fedakarlık yapmasını, başkalarının da hak ve isteklerinin olabileceğini öğrenmesi gerekir.

İyi bir terbiye verebilmek ve topluma yararlı bir fert yetiştirmek için para ve servete ihtiyaç yoktur. Hatta zenginlik ve lüks hayat çok zaman çocuğun kötü bir şekilde yetişmesine sebep olabilir.

 Yokluk içinde büyümesine rağmen iyi bir terbiye alan çocuk daha insancıl yetişmekte ve topluma daha yararlı olabilmektedir. Aile varlıklı da olsa bu varlığına güvenmeden çocuk yetiştirmeyi bilmelidir. Çocuk yetiştirmede en temel unsur çocuğumuzun kişiliğinin insani temeller üzerinden şekillenmesini sağlamaktır.

 [Başa Dön]


        4.1. Beslenme İlkeleri

            Konumuza yeterli ve dengeli beslenmenin tanımını yaparak başlayalım.

            Vücudumuzun büyümesi, gelişmesi, yaşamın sürdürülmesi ve sağlığın korunması için gerekli olan besin öğelerinin yeterli miktarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılmasına yeterli ve dengeli beslenme denir.

            Eğer besin öğeleri vücuda gerekli olduğu miktarda alınmazsa, yeterli enerji oluşmadığı için vücut dokuları yenilenmez, yapılanmaz ve yetersiz beslenme görülür.

            Yada  insan gereğinden çok yerse, besin maddeleri gereğinden fazla alınmış olur. Çok alınan besin maddeleri vücutta yağ olarak birikir ve şişmanlık yani dengesiz beslenme durumu görülür.

            Bazen de insan yeterince yese bile, uygun seçim yapamadığı yada yanlış pişirme yöntemi uyguladığı için besin öğelerinin bazılarını vücuduna alamayabilir.

            Bu şekilde yanlış beslenme sonucunda çok değişik sağlık sorunları görülebilir. Ülkemizde sık görülen beslenme problemleri  şunlardır.

            1-Protein- enerji yetersizliğine bağlı büyüme ve gelişme geriliği yani malnütrisyon 

            Malnütrisyon bebeği anne sütünden sonra yeterli ve dengeli beslenmeye alıştırmamakla ortaya çıkan bir durumdur. Bebek kaşıkla beslenemez hale gelir veya değişik gıdalara alışamaz, kusar. Buna bağlı olarak proteinler, vitaminler, eser elementler yeterince alınmamış olur.

            Malnütrisyonun nedenleri : Ailenin çocuk bakım ve beslenmesi konusunda bilgi yetersizliği, ailenin kalabalıklığı ve sık doğumlar sonucu çocuklara ilgi azalması, çevre koşullarının bozukluğu nedeniyle enfeksiyonların fazlalığı, ekonomik güçsüzlük ayrıca yaz aylarında sık görülen ishallerdir. Bu hastalığın sonucunda vücut direnci azalır, hastalıklara yakalanma olasılığı artar, hastalıklar uzun sürer ve ağır seyreder. Zeka gelişimi yavaşlar, bebek ve çocuk ölümlerine yol açar.

            Bebeklerin ilk iki yılda beslenmesine dikkat edilip, gelişmesi uzmanlarca kontrol altında tutulur ve aşıları zamanında yaptırılırsa aynı zamanda anne sütüne çok önem verilip ek gıdaya geçişe de zamanında başlanırsa bundan sonraki yaşamlarında da hastalanmadan yaşama  şansını önemli ölçüde artırmış oluruz.

            2-İyot Yetersizliği

             Ülkemiz iyot yetersizliğinin yaygın olduğu bir bölgedir. Dağlık ve kayalık yörelerde suların ve toprağın az iyot içermesi ve deniz ürünlerinin az tüketilmesi veya hiç tüketilmemesidir.

            İyot yetersizliğinde trioid bezinin boyun bölgesinde büyümesi sonucu özellikle kadınlarda guatr hastalığına yol açar. Trioid bezinin aşırı büyümesiyle yetişkinlerde üreme yeteneğine zarar verir. Yine trioid bezinin aşırı gelişmesi zeka geriliğine ve sağırlık ve dilsizliğe neden olur. Gebelerde düşük ölü doğum ve erken doğum, bebeklerde düşük doğum ağırlığına neden olur. Bebek ve çocuklarda ölümlere ve cüceliğe neden olur.

            İyot yetersizliğine bağlı sorunlardan korunmak için kullandığımız tuzun mutlaka iyotlu tuz olması gerekmektedir.

            3- A Vitamini Eksikliği ve Gece Körlüğü

            A Vitamini görme ile ilgili bir vitamindir. Eksikliğinde gece körlüğü meydana gelir. Ayrıca A vitamini vücudu mikroplara karşı koruyan, vücudun direncini bir vitamindir. Özellikle kızamık hastalığı sırasında A vitamini eksikliği olan çocuklar maalesef zatürree olmaktadır. Bu hastalık sırasında çocuklara A vitamini verilirse zatürree olması önlenmektedir.

            İşte bu eksiklikleri önlemek için küçüklükten başlamak üzere bebeklere vitamin şurupları ve A vitamininden zengin gıdalar verilmelidir. Özellikle havuç ezmeleri bebeklere çok faydalıdır.

            D Vitamini Eksikliği ve Raşitizm

            Raşitizm 3 ay ile 2 yaş arasında belirtileri görülen bir kemik hastalığıdır. Hastalığın nedenleri arasında D vitaminin yetersiz alınması, güneş ışığından yeterince yararlanamama ve çocukların süt ve ürünlerini yetersiz tüketmesi sayılabilir.

            Belirtileri : Çocukların bacakları eğri olur, Bıngıldakları geç kapanır, geç yürürler, dişleri geç çıkar, hastalıklara kolay yakalanırlar. Kız çocuklarının kemiklerinde oluşabilecek bozukluklar, ileride doğum güçlüklerine ve ölümlere neden olur. Bebeğin kanında kalsiyum düşeceği için bebeklerde kasılmalar ve havaleler görülür. Bütün bunların önlemi ise ağızdan D vitamini vermek ve bununla birlikte mutlaka direk güneş ışığı almak gerekmektedir.

            Demir Eksikliği Anemisi ( kansızlık)

            Çocukların gebe, emzikli ve yetişkin kadınların önemli bir sorunudur.

            Nedenleri  : Alınan gıdaların demir elementi yönünden yetersiz olması ve demir kullanımını artırıcı etkisi olan C vitamininin yetersiz alınması, gebelik, sık gebelik, düşük yapma ve doğum dönemlerinde aşırı çay kahve tüketimi ve ayrıca sık geçirilen hastalıklar  sebepleridir.

            Belirtileri  : Fiziksel gücün azalması, yorgunluk; çalışmaya karşı isteksizlik, dikkat azalması ve okul başarısının düşüşü; göz kapaklarının içi, avuç içleri, tabanlar, dudaklarda solgunluk; iştahsızlık, huzursuzluk, neşesizlik; kil ve toprak yemeye istektir. Bu tür şikayetleri olanlar hemen sağlık kuruluşuna başvurmalı, yiyeceklerini demir ihtiva eden gıdalardan seçmeli ve mutlaka demir içeren gıdalarla birlikte C vitamini içeren gıdalar almalıdır. Çünkü C vitamini demirin bağırsaklarda emilimini artırır.

            Şişmanlık

            Ülkemizde önemli bir beslenme sorunu da şişmanlıktır. Şişmanlık vücutta yağ miktarının artmasıdır. Vücutta yağ miktarı artınca da vücut ağırlığı arzu edilenden fazla olur. Şişmanlığın olumsuz etkileri vardır. Bunlar; yetişkinlerde kalp damar hastalıkları, diyabet (şeker hastalığı), göğüs ve prostat kanseri gibi hastalıklara neden olur. Önlemi ise küçük yaşlardan itibaren yeterli ve dengeli beslenme ile düzenli spor yapma alışkanlığının edinilmesidir.

            Vitamin Yetersizliğine Bağlı Sorunlar

            Okul çağı çocuklarında süt ve ürünleri ile yeşil yapraklı sebzelerin yetersiz tüketilmesi sonucu dudaklarda bozukluklar, ağızda yaralar gibi problemlere rastlanılmaktadır.

            Diş Çürükleri   

            Diş çürükleri çocuklarda görülen önemli bir sorundur. Şeker ve şekerli besinlerin fazla ve sık tüketimi, düzenli diş bakımı yapılmaması, diş büyümesi ve olgunlaşması sırasında süt ve ürünlerinin, sebze ve meyvelerin yeterince tüketilmemesi, sularda flor eksikliği diş çürüklerinin nedenleri arasındadır.

            Sonuç olarak beslenme sorunlarının önlenmesi için beslenme konusunda bilinçli olmalı, çevremizdeki kişilerin de bilinçlenmesine yardımcı olmalı, yanlış inanış ve uygulamaların ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmalıyız.

            SAĞLIKLI OLMAK İÇİN HANGİ BESİNLERDEN NE KADAR YEMELİYİZ

            İnsan vücudu besinlerin bileşiminde bulunan su, protein, yağ, mineral ve diğer öğelerden oluşur. Canlılığın sürdürülmesi, büyümenin ve sağlığın sürdürülmesi bu besin maddelerinin düzenli alınması ile gerçekleşir. Şimdi bu besin maddelerini ve bunların vücut için önemini sırasıyla görelim.

            Yağlar  : En çok enerji veren besin öğesidir. Yağda  eriyen vitaminlerin vücuda alımını ayrıca vücudun ısı denetimini sağlar. Doygunluk verir.

            Proteinler : Vücudumuzda adale, deri, saç, tırnak ve diğer tüm doku ve hormonların yapı taşlarıdır. Günlük protein ihtiyacı vücut ağırlığının her kilosuna 1 gr olarak hesap edilir. Sağlıklı beslenme için alınan proteinin yarısı hayvansal, diğer yarısı bitkisel kaynaklı olmalıdır.

            Karbonhidratlar  : Canlıların en önemli enerji kaynağıdır. Hayvansal besinlerin çoğu protein kaynağı olduğu halde bitkisel besinlerin çoğu da karbonhidrat kaynağıdır.

            Mineral maddeler  :Minerallerin bir kısmı kalsiyum ve fosfor gibi iskelet ve dişlerin yapı taşlarıdır. Kalsiyum ihtiyacının karşılanması özellikle çocuklar, hamile emzikli ve orta yaşın üzerindeki kadınlar için çok önemlidir. Yeterince kalsiyum alınmadığında kemiklere kalsiyum yeterince yerleşmediği gibi geri çekilir. Bunun sonucunda kemikler yumuşar. Otuz yaşından itibaren insanlarda ve özellikle kadınlarda menopoz sonrası kemiklerden kalsiyum çekilmesiyle kemik hacmi azalacağından kalsiyum alımı çok önemlidir.

            Mineral maddelerin bunlardan başka vücut suyunun dengede tutulmasına yardımcı olmak, Vücudun fonksiyonlarında değişmelerde düzenleyici rol oynamak ve bazılarında kan yapımında görevlidir.

            Vitaminler  : Vitaminler vücutta biyokimyasal olaylarda düzenleyici rol oynar. Vitaminler olmadan öteki besin öğeleri de vücutta kullanılamaz, hücre yapısına çevrilemez, enerji üretilemez ve vücut yapısı bozulur. Bunun için vitaminlerin vücuda besinlerle alınması zorunludur.

            Vücudun büyümesi gelişmesi, canlılığını sürdürmesi ve sağlığın korunması için gerekli olan bu besin maddelerinin hepsini tek başına içeren bir besin maddesi yoktur. Değişik besinlerde değişik miktarlarda bulunurlar. Bu nedenle besinler içerdikleri besin maddelerine göre 4 ana besin grubunda toplanmıştır. Şimdi de bu besin gruplarını inceleyelim.

            SÜT ve SÜTTEN YAPILAN BESİNLER

            Bu grupta süt, yoğurt, peynir, tereyağı ve bunlardan hazırlanmış yiyecekler yer alır. Protein, kalsiyum ve B grubu vitaminler yönünden zengindir. Süt iyi bir içecektir. Kolalı içecekler yerine süt içilmesi teşvik edilmelidir. Yoğurdun besin değeri sütten farksızdır. Ayrıca bazı B vitaminleri yoğurtta daha fazladır. Peynir ise diğerlerine göre daha fazla enerji verir ve protein içerir. Bu gıdalardan günde yetişkinler 1-2 porsiyon , gebe ve emzikli kadınlar ile çocuklar 2-3 porsiyon yemelidir.

            Bir su bardağı süt veya yoğurt ile 2 kibrit kutusu büyüklüğündeki peynir bir porsiyon kabul edilir.

            Peynirler içinde lor peyniri en yağsız, kaşar, çedar gibi peynirler de en yağlı olandır. Edirne peyniri dediğimiz beyaz peynirin yağ oranı da orta yağlıdır. Kan lipidi ve kolesterolü yüksek olanlar yağsız peynirleri tercih etmelidir.

            TAHILLAR ve TAHILLARDAN YAPILAN YİYECEKLER

Bu grupta ekmek, bulgur, makarna, şehriye, pirinç ve undan yapılan yiyecekler yer alır. Bu gruptaki yiyeceklerden enerji ihtiyacımızın önemli bir bölümünü karşılarız. Ayrıca B grubu vitaminler ile mineralleri de alırız. Kepekli tahıl ürünleri tüketildiğinde ise posa açısından beslenmemize katkıda bulunurlar.

            Bu gruptan yetişkinler her öğünde 1-2 dilim ekmek ve günde 1-3 porsiyon tahıllı yemek yenilmesi yeterlidir. Enerji gereksinimi fazla olanlar bu gruptan daha fazla tüketebilirler.

            TAZE SEBZE ve MEYVE GRUBU

            Bu gruptaki yiyecekler vitaminler ,özellikle A,C vitamini ve posa açısından zengindir. C vitamini her besinde bulunmadığı gibi yokluğunda alınan besinler vücut için yararlı olamazlar boş kalori sayılırlar. Günde en az bir porsiyon yeşil yapraklı sebze veya portakal mandalina gibi turunçgil yenilmesine özen gösterilmesi gerekir.

            Portakal, elma,armut gibi meyvelerin 1 orta boyu, kayısı, erik gibi daha küçük meyvelerin 3-6 adedi, çilek, kiraz gibi küçük olanların ise yarım su bardağı kadarı bir porsiyon olarak kabul edilir. Yeşil sebzelerin kıyılmış olarak 2-3 su bardağı dolusu; patates havuç ve yeşil kabak gibi sebzelerin 1 orta boyu bir porsiyondur.

            ET, YUMURTA ve KURUBAKLAGİL GRUBU BESİNLER

            Bu  grupta kırmızı et, sakatat, tavuk, balık etleri, yumurta ile kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagiller ve ceviz, fındık gibi yağlı tohumlar yer alır. Bu grup protein, demir, çinko ve B vitaminleri yönünden zengindir.

            Bu gruptaki besinlerin birbirine göre üstün nitelikleri vardır. Örneğin ette bulunan demir, yumurta ve kuru baklagillerde bulunan demirden daha iyi emilir. Yumurtanın doymuş yağ ve kolesterol içeriği yüksektir.

            Kuru baklagillerdeki demirin emilim oranı ve protein kalitesi düşüktür ancak doymuş yağ ve kolesterol içermez ayrıca vücudun çalışmasında önemli görevi olan posanın en iyi kaynağıdır.

            Bu gruptaki besinlerden günde 2 porsiyon yenmesi gerekir. Yaklaşık 60-90 gram et, 2 yumurta, yaklaşık yarım su bardağı kadar kurubaklagil bir porsiyon olarak değerlendirilir. Sabah bir yumurta, öğünlerden birinde bir tabak kurubaklagil yemeği, birinde de etli sebze yemeği yendiğinde bu gruptan 2 porsiyon yenmiş olur.

            ŞEKER

            Şekerler sadece enerji verirler. Fazla tüketilmesi halinde boş enerji alımı artar. Bu nedenle günde 30-50 gramdan fazla alınmamalıdır. Şişman ve beden hareketi az olanlar daha da az tüketmelidirler. Bal ve pekmez de bu grupta değerlendirilseler de bal şifadır, pekmez de ise kalsiyum ve demir bulunur.

            YAĞ

            Yağlar daha öncede belirtildiği gibi yağda eriyen vitaminlerin alımını ve vücudun ısı denetimini sağlar , doygunluk verir. Yağların da enerji değeri çok yüksektir. Bunun için kilo problemi olanların dikkat etmesi gerekir. Yağlar vücuda ya direk yağ olarak yani görünür yağ olarak alınır. Salatalara konan, kahvaltıda ve yemeklerde tükettiğimiz yağ gibi . Ya da süt, peynir, zeytin, fıstık gibi besinlerden dolaylı olarak alırız. Bunlara da görünmez yağ denir. Günlük almamız gereken görünür yağ miktarı 20-60 gram arasında olmalı ve bunun yarısı da bitkisel sıvı yağlardan karşılanmalıdır.

             Buraya kadar sağlıklı beslenmek için alınması gerekli başlıca besinleri gruplar halinde gördük şimdi de yeterli ve dengeli beslenme kurallarını görelim.

            BESLENME İLKELERİ

            Genellikle günde üç öğün yemek yenir. Her öğünde bu 4 gruptan besinler bulunmasına özen gösterilmelidir. Buna göre sabah kahvaltısında yer alan süt, yoğurt, yumurta, ekmek, yağ, reçel gibi besinlerin yanına, yazın domates veya yeşil biber, kışın portakal veya mandalina eklenmelidir. Öğle ve akşam yemeklerinde bazen tek yemek yer alabilir ancak bu dört gruptaki besinleri de içermelidir.

            Örneğin: Kıymalı ıspanak yemeğinin yoğurt ve ekmekle yenmesi veya yoğurtla birlikte yenen etli dolmalar gibi.

            Bunlardan başka çok önemli bir konu da besilerin besin değerini kaybetmeden hazırlanıp pişirilmesidir.

            BESİNLERİN HAZIRLAMA ve PİŞİRİLME İLKELERİ

            Beslenme ilkelerine uygun hazırlanmamış ve pişirilmemiş yemeklerin vitamin, mineral, protein değerlerinde kayıplar olur ve bunlardan yeterince yararlanılamaz.

            Kısaca beslenme ilkelerine uygun hazırlama ve pişirme kurallarını şöyle sıralayabiliriz.

            *Sebzeler önce yıkanmalı, sonra ayıklanmalı ve doğranmalı hava temasında bekletilmeden pişirilmelidir.

            *Haşlama ve pişirme suyu dökülmemelidir.

           *Yemekler piştikten sonra hemen tüketilmelidir. Bekletme ve tekrar ısıtma besin değerinin azalmasına neden olur.

           *Salatalar yeneceğine yakın yapılmalı, yapıldıktan sonra hava ile temasını kesmek için hemen yağlanmalı, tuz ve limon sofraya konurken eklenmelidir.

            *Makarna, nohut ve kuru fasulyenin haşlama suları atılmamalıdır.

            *Pilav yapılırken pirinç kavrulmamalıdır.

            *Uzun süre yüksek ısıda pişirme vitamin kaybına neden olur.

            *Süt ve yoğurt aydınlık yerde bekletilmemeli, soğuk ve karanlık yerde depolanmalıdır. Yoğurdun yeşilimsi suyu atılırsa yine vitamin kaybına neden olur.

            *Yağlar ve yağlı yiyecekler serin, ışıksız ortamda tutulmalıdır.

            Özet olarak sağlıklı beslenmek için 4 ana grubundaki besinlerden belirtilen miktarlarda tüketmeliyiz. Yemekleri hazırlarken, pişirme ve servis sırasında, beslenme ilkeleri ile sağlık ve temizlik kurallarına mutlaka uymalıyız.

[Başa Dön]


         4.2. Besinler ve Besin Grupları

PASTA  BÖREK ve TATLI TARİFLERİ

TUZLU SİMİT

            Malzemeler    :  1paket yumuşatılmış margarin , 1 çay bardağı yoğurt, 1çay bardağı sıvı yağ , 2,5 yemek kaşığı şeker, 1,5 çay kaşığı tuz, 1 çay kaşığı karbonat, alabildiği kadar un, susam.

            Yapılışı          :  Önce un ve karbonat konmadan diger malzemeler yoğrulur. Sonra karbonat ve un konarak kulak memesi yumuşaklığında hamur yapılır. Küçük küçük simitler yapılarak önce yumurta sarısına sonra da susama batırılarak orta hararetli fırında pembe olarak pişirilir.

AÇMA BÖREK

            Hamur için malzemeler   :  3,5-4 su bardağı kadar un, 1 tatlı kaşığı tuz, yarım çay kaşığı karbonat. Hamur açılırken kullanılmak üzere yarım paketten biraz fazla eritilmiş margarin.

            İç için malzemeler  : Peynirli yapılacaksa peynir maydanoz karışımı hazırlanır. Patetesli yapılacaksa haşlanmış ve rendelenmiş patatesler, yağda kavrulmuş soğana atılarak içine isteğe göre salça, baharat. Kuru nane, tuz  konur. Ispanaklı yapılacaksa, ıspanaklar doğranır, içine bir yumurta, bir adet doğranmış kuru soğan, tuz, biraz salça ve biraz da sıvı yağ gezdirilerek biraz yoğrulur. Ispanaklar bu şekilde biraz öldürülür.

            Hamur için malzemeler bir kaba konur. Ilık su ile kulak memesi yumuşaklığında hamur yapılır. 10 dakika kadar dinlendirilir. Sonra hamur ikiye bölünür. Parçanın biri alınarak un yardımıyla açılabildiği kadar açılır. Açılan yufkaya eritilmiş margarin her tarafına eşit şekilde sürülür. Sonra yufkanın ortası 20-25 cm çapında yuvarlak olarak kesilir. Kenarları da ara ara otadaki yuvarlağa dik olarak kesilerek güneş şekli verilir. Kenarlardan kesilen bu parçalar tek tek üst üste ortadaki yuvarlağın üstüne konarak yuvarlağın kenarları toplanır, beze haline getirilir. Diğer hamura da aynı işlemler yapılır.

            İlk yağlanan hamur alınır, hafif un yardımıyla tepsi büyüklüğünde tekrar açılır ve yağlanmış tepsiye konur. Üstüne hazırlanmış iç serilir. Diğer hamur da tepsi büyüklüğünde açılarak tepsiye yerleştirilir. Kenarları bastırılarak iki hamurun uçları birleştirilir. Sonra kareler halinde kesilir. Üzerine artan erimiş margarine iki kaşık yoğurt karıştırılarak sürülür.

            Bu şekilde hazırlanan börek fırında pişirilir. Fırından çıkar çıkmaz üzerine biraz su serpilir ve bir bez örtülür. Bu işlem böreğin yumuşak olması içindir.

ÇİMDİK TATLISI

            Hamur için malzemeler  : 1yumurta, 1fincan yoğurt, 1fincan sıvı yağ, 1 paket kabartma tozu, aldığı kadar un.

Şerbet için malzemeler   : 3,5 su bardağı şeker, 3,5 subardağı su, biraz limon suyu ,

 kızartmak için sıvı yağ

            Önce şerbet hazırlanır. Su ve şeker 15-20 dakika kaynatılır. Ineceğine yakın limon suyu konur ve şerbet soğutulur.

            Hamur için malzemeler bir kaba konur ve kulak memesinden biraz daha yumuşak bir hamur yapılır. Hamur hafif un yardımıyla 2-3 milim kalınlığında açılır. Mantı hamuru gibi küçük karelere kesilir. Kesilen kareler önce karşılıklı iki ucu birleştirilerek bükülür. Sonra diğer iki ucu ters yönde birleştirilerek bükülür.     

            Bu şekilde hazırlanan hamurlar derin yağda kızartılarak soğuk şuruba atılır. Bir seferde hamurun hepsi kızartılamayacağından şerbet ikiye bölünür. Her iki şerbet kabı da için de soğuk su bulunan kaba oturtulur. Kızartılan bir miktar hamur şerbet kabının birine konur. Sonra bir miktar hamur daha kızartılarak diğer şerbet kabına konur. Tekrar bir miktar daha hamur kızartılırken ilk şuruba konan tatlılar çıkarılarak kızaran hamurlara yer açılır. Bu şekilde bütün hamurlar soğuk ve bol şerbete atılmış olur. Bütün hamurlar kızartılıp bittiğinde tüm şerbet ve tatlılar bir kapta birleştirilir.

MAYALI POĞAÇA

            Malzemeler     : 1 su bardağı sıvı yağ, 1su bardağı süt, 2 su bardağı su, 1 kibrit kutusu büyüklüğünde yaş maya, tuz, 1 yemek kaşığı şeker, 1 yumurta sarısı, biraz çörek otu, alabildiği kadar un.

            Su, yağ, ve süt ılıtılır. Maya içinde eritilir. Tuz ve şeker konarak kulak memesinden daha yumuşakça bir hamur yapılır. Mayalanmaya bırakılır. Mayalandıktan sonra poğaça şekli verilir. İstenirse araya peynir, maydanoz karışımı da konabilir. Üzerlerine yumurta sarısı sürülür. Çörek otu serpilir. Yağlanmış tepsiye dizilerek fırında pişirilir.

MAYASIZ POĞAÇA

            Malzemeler    : 1 subardağı yoğurt, yarım su bardağı erimiş margarin, yarım su bardağı sıvı yağ, 2 yumurta (birinin sarısı ayrılacak), tuz, 1 paket kabartma tozu, biraz susam.

            Malzemeler alabildiği kadar unla kulak memesi yumuşaklığında hamur yapılır. Arasına peynirli maydanoz karışımı yada kıymalı iç konarak poğaça şekli verilir. Üzerlerine yumurta sarısı sürülür. Susam serpilerek yağlanmış tepsiye dizilir. Fırında pişirilir.                             

NİŞASTALI KURABİYE

             Malzemeler    : 2 yumurta, 1 su bardağı toz şeker, 1 paket yumuşak margarin, 3 kaşık un, 2 çay kaşığı karbonat, 500 gr nişasta.

            Şekerle yumurta beyazlaşıncaya kadar çırpılır. Daha sonra bütün malzemeler karıştırılarak hamur yapılır. Yuvarlak şekiller verilerek fırında pembeleşinceye kadar pişirilir.

CEZERYE

             Malzemeler    : 1 kg havuç, 1,5 su bardağı şeker, 1 su bardağı süt, 1,5 su bardağı dövülmüş ceviz,  1 paket pötübör bisküvi ( 250 gr)

            Havuç rendelenir. Süt ve şeker ile pişirilir.Ateşten inince içine ufak ufak kırılmış bisküviler atılır. Dövülmüş ceviler de konarak karıştırılır. Ufak ufak köfteler halinde yuvarlanır.Hindistan cevizine bulanarak buzdolabında bekletilir.

ÜSTÜ CEVİZLİ KURABİYE

             Malzemeler     :  1 su bardağı şeker, 2 yumurta (birinin akı ayrılır) , 1 paket yumuşak margarin, 1 paket kabartma tozu, alabildiği kadar un, Biraz dövülmüş ceviz..

            Yağ elle yoğrulur. Sonra yumurtayla yoğrulur. Şeker ve kabartma tozu konarak kulak memesi yumuşalığında hamur yapılır. Yuvarlak şekiller verilerek  önce yumurta akına sonra da dövülmüş cevize batırılır. Orta hararetli fırında pembeleşinceye kadar pişirilir.                                          

SADRAZAM LOKUMU

            Kek için malzemeler   : 5 yumurta, 2 su bardağı un, 1 su bardağı şeker, bir paket kabartma tozu.

            Krema için malzemeler  : 6 yemek kaşığı un, 1 su bardağı şeker, 4 su bardağı süt, 100 gr margarin, 2 paket vanilya, Biraz dövülmüş ceviz. Ayrıca yapılan keki ıslatmak için 1kg süt ve hindistan cevizi

            Kekin yapılışı : 5 yumurta mikser ile iyice çırpılır. 1 su bardağı şeker ilave edilip çırpılır. Un ve kabartma tozu ilave edilip tekrar çırpılır. Tepsi unlanıp çırpılan kek dökülür. 180 derece fırında 25 dakika pişirilir. Kek pişince hemen fırından çıkarılır. Soğuyunca dikdörtgen şeklinde dilimlenir. Dilimlenen kekler enine ortadan ikiye ayrılır.

            Kremanın yapılışı  : 6 yemek kaşığı un, 1 su bardağı şeker ve 4 su bardağı süt ateşe konup pişirilir. Pişen kremaya 100 gr margarin ve 2 paket vanilya konup mikserle çırpılır.

            Keklerin içine 1 kaşık krema ve ceviz konup rulo yapılır. Yapılan rulolar önce süte daha sonra hindistan cevizine bulanır.Buzdolabına konur. Soğuk servis yapılır.

YAŞ PASTA

            Kek için malzemeler   : 4 yumurta, 1 su bardağı toz şeker, 1,5 su bardağı un, 1 çay kaşığı tepeleme karbonat.

            Krema için malzemeler    :  2,5 su bardağı süt, 2 yemek kaşığı tepeleme un, 1 yumurta sarısı, 1 yemek kaşığı tepeleme kakao, 1 kibrit kutusu kadar margarin, 1 su bardağı şeker, vanilya veya limon kabuğu rendesi

            Kekin Yapılışı          :   Yumurta ile şeker iyice çırpılır. İçine un ve karbonat konur, tekrar çırpılır. Yağlanıp unlanmış tepsiye dökülür. Orta hararetli fırında  üzeri pembeleşinceye kadar pişirilir. Eğer kek sert olursa 1 çay bardağı suya 2 tatlı kaşığı şeker konulup üzerine serpilir.

             Kremanın yapılışı       : Un ve kakao sütle iyice ezilir. Kalan süt, şeker, 1 yumurta sarısı vanilya veya limon kabuğu rendesi ilava edilip, iyice karıştırılır. Kıvamı koyulaşıncaya kadar pişirilir. İneceğine yakın margarin ilave edilir. Ateşten alınan krema ara sıra karıştırılarak soğutulur.

             Kek aradan ikiye bölünür. İlk kata kremanın yarısı sürülür. İstenirse üzerine muz dilimlenip konur. Diğer kat üzerine kapatılır. Kalan krema da sürülür. İstenirse üzeri diğer meyvelerle süslenir.

TUZLU ÇÖREK

             Malzemeler      :  1 paket yumuşatılmış margarin, 1 paket kabartma tozu, 2 yumurta

( birinin sarısı ayrılır), Yarım kalıp beyaz peynir, pul biber, alabildiği kadar un

              Yapılışı            :  Bütün malzemeler karıştırılır, kulak memesi yumuşaklığında hamur elde edilir. Sonra merdane ile yarım cm. kalınlığında açılır. Üzerine 1 kaşık yoğurtla karıştırılan yumurta sarısı sürülür. Orta hararetli fırında pembeleşene dek pişirilir. 

ŞEKERPARE

               Malzemeler    :  1 paket margarin, 2 yumurta, 1 yemek kaşığı irmik, 1 su bardağı şeker, 1paket kabartma tozu, limon kabuğu rendesi, fındık içi, alabildiği kadar un.

                     Şerbet için          :   3,5 su bardağı su , 3,5 su bardağı şeker. Su ve şeker 15 dakika kısık ateşte kaynatılır. İneceğine yakın limon suyu ilave edilir.

                Yapılışı              :   Margarin eritilir. İçine iki yumurta ,1 bardak şeker, 1 yemek kaşığı irmik, limon kabuğu rendesi ve kabartma tozu konur. Karıştırılır. Alabildiği kadar un ile kulak memesi yumuşaklığında hamur yapılır.  

            Ceviz büyüklüğünden biraz daha büyük parçalar koparılarak yuvarlak şekiller verilir. Üzerlerine fındık batırılır. Orta hararetli fırında pembeleşinceye kadar pişirilir.

            Fırından çıkar çıkmaz soğuk şerbet hemen dökülür.

İRMİK HELVASI  

            Malzemeler        :  1,5 su bardağı irmik, yarım  paket margarin (125 gr ), 1 su bardağı şeker ( ayrıca bir avuç şeker de demlendirmek için ), 1 çorba kaşığı çam fıstık, 1 su bardağı su, 1 su bardağı süt.

            Yapılışı             :  Yağ eritilip irmik konur. Hafif ateşte pembe oluncaya kadar kavrulur. Fıstık ilave edilip, birkaç kere daha çevrilir. Su, süt, şeker konup karıştırılır. Kapak kapatılıp, hafif ateşte suyu çektirilir.

            15-20 dakika kadar bekledikten sonra karıştırılıp, 1 avuç şeker serpilerek, demlenmesi için kapağı kapatılır.

[Başa Dön]


         4.5. Özel Durumlarda Beslenme

İYOTLU TUZ KULLANMANIN ÖNEMİ

            İyot yaşamımız için çok önemli bir mineraldir. İyot normal büyümede, beyin hücrelerinin ve sinir sisteminin oluşmasında, vücut ısısı ve enerjisinin düzenlenmesinde etkilidir ve ayrıca tiroid hormonlarının yapımında gereklidir. Bizler iyot gereksinmemizi içtiğimiz su ve yediğimiz yiyeceklerden karşılarız.

            İyot eksikliğinin en başta neden olduğu hastalık guatr oluşumudur. İyot eksikliğinin yaygın olduğu yerlerde çeşitli yaş gruplarında değişik fizyolojik ve patolojik sorunlar görülerek tüm toplum etkilenmektedir.

            Çocuklarda iyot eksikliği tipik guatrla ilişkili olup yaş ilerledikçe artar. Ayrıca çocuklarda iyot eksikliği fiziksel ve davranışsal sorunlara yol açmakla beraber zeka geriliğine de yol açar.

            Gebelik ve süt verme döneminde vücudun iyot gereksinimi artığından annede guatr oluşumu riski daha da yüksektir. Hamilelik döneminde iyot yetersiz alınırsa ölü doğum, sağırlık, şaşılık, kısa boy ve cücelik, kas ve iskelet sisteminde gelişme geriliği ve koordinasyon bozuklukları görülür.

            İyot eksikliği enfeksiyonlara karşı direnci azalttığından bebek ve çocuk ölümlerine neden olmaktadır.

            Ayrıca iyot eksikliğinde insanlar zihinsel olarak daha yavaştır. Onları harekete geçirmek daha zor olduğundan işlerinde daha az üretken olmaktadırlar.

            İyot gereksinimimizi sudan, deniz ürünlerinden, ve çeşitli yiyeceklerden karşılamaktayız. Mesela balıkların yenebilen 100 gramında ortalama 30 mikrogram civarında iyot vardır.

            Çeşitli yiyeceklerimiz iyot kaynağı olduğu halde iyot eksikliğinin görülme sebebinin en başında belli bölgelerde suların yeterince iyot içermemesi gelir. Bunun yanında çok fazla yağış ve sel görülen yerlerde toprakta yeterli iyot bulunsa bile bu sel ve yağısın toprağı yıkamasıyla toprağın üst kısmında bulunan iyot alt kısımlara inmekte ve bitkiler bundan yararlanamamaktadırlar. bu topraklarda yetişen bitkiler de iyot yönünden fakir olmaktadır. Eğer bu bölge insanı sadece bu nitelikteki yiyecekleri tüketiyor ve iyot içeriği fazla olan bölgelerdeki gıdalardan faydalanamıyorsa yani kapalı ekonomi sistemi içinde yaşıyorsa basit guatr sorunu bölgesel olarak yaygın görülecektir.

            Ayrıca iyotun vücutta kullanımı kişiden kişiye değişiklikler göstermektedir. İyot  çok hassas bir maddedir ve özellikle kükürtlü bileşenler içeren gıdalar çok fazla yeniyorsa yiyeceklerden alınan iyottan faydalanılamaz, çünkü kükürt ve iyot birleştiğinde tiyosiyonat adında bileşikler oluşmakta ve bu da iyotun vücutta kullanımını engellemektedir. Kükürt içeren ve iyotun vücutta kullanımını engelleyen  gıdalara guatrojen gıdalar diyoruz. Bu gıdalar kara lahana, turp,şalgam,beyaz lahana, bürüksel lahanası karnabahar, soğan, sarımsak gibi gıdalardır. Bu nedenle bazen su ve topraktaki iyot yeterli olmasına rağmen bu bölgelerde endemik guatr görülebilmekte olup önlem olarak bu yiyecekler sık kullanılmamalıdır.

            Ülkemizde olduğu gibi dünyada da çok yaygın olan endemik guatrın gelişmesinden sorumlu lan faktörleri kısaca bir kez daha özetlersek

a-      İyotun yetersiz alımı

b-     Doğal guatrojenler (iyotun vücutta kullanımını güçleştiren yiyecekler )

c-      Süt

d-     Suların antitiroid içeriği

e-      Aşırı kalsiyum ve flor dur.

Ülkemizde iyot yetersizliğinin ortadan kaldırılması için çözüm kullanacağımız tuzların iyotlanması ve kullanılmasıdır. Tuzun iyotlanması ile 18 ülkede iyot eksikliği yok edilmiş durumdadır.

Tuzun iyotlanması ile iyot eksikliğinin giderilmesi yöntemi en ucuz, en kolay ve etkisi hızlı basit bir yöntemdir.

Günlük iyot gereksinimi erişkinlerde minimum 50 mikrogram , kabul edilebilir mitar 100-300 mikrogram ve maksimium gereksinim ise 1000 mikrogramdır. Günde 5-15 gr tüketilen iyotlu tuz ile insanlar günde yaklaşık olarak 150 mikrogram iyot almış olmaktadır. Bu nedenle iyotlu tuz sağlığa zararlı değildir. Yan etkileri yoktur. İyotlu tuzu guatr olsun olmasın her kez kullanmalıdır.

İyotlu tuz kullanımında dikkate alınacak en önemli nokta 40 yaşın üzerinde olan kimselerde verilen iyota bağlı olarak troid nodülünün  otonomi kazanması ve toksit nodüler guatr a dönüşmesidir. Bu tip hastalara iyotlu tuz önerilmektedir.

Kısaca iyot eksikliği hastalıklarının tamamen ortadan kaldırılması için tercih edilen yol iyotlu tuz kullanmaktır.

 

[Başa Dön]


         5.1. Şeker ile Muhafaza

           Reçel nedir?

           Reçel nedir?

Reçel, meyvelerin çeşitli şekillerde (bütün, yarım veya daha küçük parçalar) şekerle dayanıklı hale getirilmiş şeklidir. Meyve parçaları, hangi meyveden yapılmış olduğunu kanıtlayacak kadar iri olmalıdır. Şeker oranı fazla olduğu için uzun zaman açıkta muhafaza etmek mümkündür. Ekmek dilimine sürülünce dilim üzerinden akmasızın bir tabaka halinde kalabilecek kıvamda olması gerekir.

            A. REÇEL NASIL YAPILIR?

Reçel yapılacak meyveler öncelikle yıkanır. Varsa ezik ve çürükleri ayrılır. Daha sonra meyvenin cinsine göre çekirdekli veya çekirdeksiz olarak dilimlenerek ya da bütün, kabuklu veya kabuksuz halde reçele işlenir. Reçel yapımı iki şekilde olur:     

            1. Katlama usulü ile reçel yapımı

Meyveler bir gün önceden şekerle katlanarak meyve suyunun şekerce alınması esasına dayanır. Ahududu, böğürtlen, çilek, vişne, erik, şeftali reçelleri bu gruba girer. Katlama usulü ile yapılan reçellerde bir gün önceden temiz bir kap içerisinde her meyveye göre değişik olmak üzere şeker ve meyve birer kat olarak yerleştirilir. Ertesi gün eğer sulanma fazla olmuş ve dışarıdan su ilavesine gerek kalmamış ise doğrudan doğruya; sulanma az ise gerekli miktar su ilave edilerek kaynatılır. Kaynama sırasında yumuşayan şurup içindeki meyveler, delikli bir kepçe ile başka bir kaba alınır ve şurup koyulaştırılıp istenilen kıvama gelince tekrar şuruba katılarak meyvelerin dağılması önlenir.

           2. Doğrudan kaynatarak reçel yapımı

Bu usulde yapılan reçellerde meyveler önceden meyve cinsine göre hazırlanan şurup içerisinde kaynatılarak istenilen kıvama getirilir ve ateşten alınır. Elma, armut, ayva, kayısı, portakal ve mandalina gibi sert etli meyveler bu şekilde reçel yapımına daha uygundur. Reçel hangi usulde yapılırsa yapılsın, reçelde meyveler ezilmeden, şekillerini kaybetmeden kalmalı ve şurupları parlak olmalıdır.

Reçele gerekli şeker miktarı meyvenin cinsine bağlıdır. Tatlı meyvelerde daha az, ekşi meyvelerde daha fazla şeker kullanılır. Genellikle 1 kg meyve için 1,5–2 kg şeker, meyvenin cinsine göre de 2–3 bardak su konur. Reçelin kristalleşmesini önlemek için pişirme sırasında limon tuzu kullanılmalıdır. Limon tuzu katıldıktan sonra iki dakikadan fazla kaynatılmamalıdır.

Pişme sırasında köpüklenmeyi önlemek içinde (köpük kırıcı olarak)  bir çay kaşığı kadar margarin veya tereyağı, reçel veya marmelata katılabilir.

           B. REÇELİN KIVAMI NASIL BELİRLENİR?

            Reçelin istenilen kıvamda olup olmadığı çeşitli şekillerde belirlenebilir:

1. Refraktometre ile: Reçelin kuru maddesini belirleme esasına dayanan bu yöntemde refraktometre denilen alet kullanılarak, briks değeri (% suda çözünen  katı maddeler) saptanır. Bu aletin özel yerine numune konulup kıvam tespit edilir. İstenilen dereceye gelmişse ateşten indirilir.

2. Termometre ile: Normal olarak şeker oranı % 65–70 olan şuruplar 104–105 °C de kaynar. Sıcaklık bu dereceyi bulunca indirilirse uygun kıvam elde edilir.

3. Damla usulü ile: Damla usulüyle kıvam tespiti ise iki ayrı yolla yapılır:

     a)      Kontrol edilecek şuruptan bir miktarı alınır, tırnak üzerine veya temiz bir kaba damlatılır. Şurup yayılmıyor ve şeklini kaybetmiyor ise reçelin kıvamı tamamdır.

       b)      Su dolu bir bardak içine kontrol edilecek şuruptan bir damla damlatılır. Eğer damla dağılmadan bardağın tabanına kadar inerse reçel kıvamını bulmuştur.

           C. REÇELLER NASIL MUHAFAZA EDİLMELİDİR?

Arzu edilen kıvamdaki reçeller ateşten indirildikten sonra kavanoz veya uygun kaplarda muhafaza edilir. Reçeller kavanozlara sıcak iken doldurulur, kapakları sıkıca kapatıldıktan sonra, ters çevrilip bırakılır. Reçeller rutubetsiz ve serin yerlerde saklanmalıdır. Ayrıca ışıktan korunmalıdır.

           D. REÇELLERDE GÖRÜLEN BOZULMALAR NELERDİR?

            Köpürme: Reçeller şeker oranı ve dolayısıyla kıvamı düşük olursa açıkta muhafaza edildiğinde köpürme olur.

            Kristalleşme: Reçellere limon tuzu ilave edilmediği takdirde şekerlenme de denilen kristalleşme olur.

           E. ÜLKEMİZDE YAPILAN ÇEŞİTLİ REÇELLER

            1. KATLAMA İLE YAPILAN REÇELLER

           1. Ahududu Reçeli

           Reçel yapmaya uygun ahududular orta iriliktekilerdir. Ahududu reçeli yaparken:

  •  1kg ahududu
  • 2 kg şeker
  • 1,5 – 2 gr limon tuzu kullanılır.

Ahududular delikli bir kevgir veya sepet içerisinde suya daldırmak suretiyle yıpratılmadan yıkanır. Bu şekilde yıkanan ahududular toz şekerle bir kat şeker ve bir kat ahududu olmak üzere pişirme tenceresine katlanır. Ertesi güne kadar ahududular böylece bekletilir, bu süre içinde şeker ahududuların suyunu çeker ve sulanır.

            Bu durumda olan şeker ve ahududu karışımı birlikte kaynatılır. Kaynatma tamamlanarak reçel yapılır veya kısa bir süre kaynatılan ahududular gene oldukları gibi şurup içinde bir gece bırakılır. Ertesi gün ahududular bir delikli kepçe ile şuruptan alınarak şurup koyulaştırılır, sonra ahududular koyulaşmış şuruba konur,  limon tuzu ilave edilerek kıvamına kadar pişirilir ve ateşten indirilir. Soğumadan temiz ve kuru kaplara konur. Öneri olarak; reçel 250 gramlık cam kavanozlara konulursa, kapaklar kapatıldıktan sonra ters çevrilmeleri iyi olur.

2. Böğürtlen  Reçeli

Reçel yapmaya uygun böğürtlenler orta iriliktekilerdir. Reçel yapılırken:

  • 1 kg böğürtlen
  • 2 kg şeker
  • 1 – 1,5 gr (bir çay kaşığı) limon tuzu hesap edilir.

            Böğürtlenler delikli bir kevgir veya sepet içerisinde suya daldırmak suretiyle yıpratılmadan yıkanır. Bu şekilde yıkanan böğürtlenler toz şekerle bir kat şeker ve bir kat böğürtlen olmak üzere pişirme tenceresine katlanır. Ertesi güne kadar böğürtlenler böylece bekletilir, bu süre içinde şeker böğürtlenlerin suyunu çeker ve sulanır.

Bu durumda olan şeker ve böğürtlen karışımı birlikte kaynatılır. Kaynatma tamamlanarak reçel yapılır veya kısa bir süre kaynatılan böğürtlenler gene oldukları gibi şurup içinde bir gece bırakılır. Ertesi gün böğürtlenler bir delikli kepçe ile şuruptan alınarak şurup koyulaştırılır, sonra böğürtlenler koyulaşmış şuruba konur,  limon tuzu ilave edilerek kıvamına kadar pişirilir ve ateşten indirilir. Soğumadan temiz ve kuru kaplara konur. Reçel 250 gramlık cam kavanozlara konulursa, kapaklar kapatıldıktan sonra ters çevrilmeleri önerilir.

3. Vişne Reçeli

İri ve olgun vişnelerden reçel yapılır. Vişne reçeli yaparken:

  • 1 kg vişne,
  • 1,5–2 kg şeker,
  • 1,5 gr limon tuzu kullanılır.

            Vişneler bol su ile yıkanıp, sapları koparılır, çekirdekleri çıkarılıp, sonra bir kat şeker bir kat vişne olmak üzere en üste şeker gelecek şekilde bir kaba veya reçel pişirme tenceresine katlanarak konur. Bir gece veya 4–5 saat kendi haline bırakılır. Şeker vişnenin suyunu emer ve eriyerek sulanır.

            Ertesi gün vişnelere hiç su ilave edilmeden pişirilir, vişneler bir süre piştikten sonra delikli kepçe ile dışarı alınır, şurup karıştırılarak koyulaştırılır, sonra vişneler şuruba tekrar konarak limon tuzu veya limon suyu ilave edilir. 4–5 dakika daha pişirildikten sonra tam kıvamında iken ateşten indirilir ve sıcak sıcak temiz ve kuru kaplara doldurulur.

           4. Çilek Reçeli

           Reçel yapmaya uygun çilekler orta irilikte, gösterişli ve pişirilmeye dayanıklı olan kokulu çileklerdir.

Çilek reçeli yaparken:

  • 1 kg çilek
  • 2 kg şeker
  • 1,5- 2 gr (bir çay kaşığı) limon tuzu kullanılır

          Çilekler delikli bir kevgir veya sepet içerisinde suya daldırmak suretiyle ve hiç kum kalmamak üzere yıkanır. Bu şekilde yıkanan çileklerin sapları koparılır, sonra toz şekerle bir kat şeker ve bir kat çilek olmak üzere pişirme tenceresine katlanır. Ertesi güne kadar çilekler böylece bekletilir, bu süre içinde şeker çileklerin suyunu çeker ve sulanır.

            Bu durumda olan şeker ve çilek karışımı birlikte kaynatılır. Kaynatma tamamlanarak reçel yapılır veya kısa bir süre kaynatılan çilekler gene oldukları gibi şurup içinde bir gece bırakılır. Ertesi gün çilekler bir delikli kepçe ile şuruptan alınarak şurup koyulaştırılır, sonra çilekler koyulaşmış şuruba konur,  limon tuzu ilave edilerek kıvamına kadar pişirilir ve ateşten indirilir. Soğumadan temiz ve kuru kaplara konur. Öneri olarak, eğer 250 gramlık cam kavanozlara konulursa, kapaklar kapatıldıktan sonra ters çevrilmeleri iyi olur.

5. Şeftali Reçeli

Önce yumuşak olmayan orta sertlikteki şeftalilerin kabukları soyulur. Bunun için şeftaliler bir tenceredeki kaynamakta olan suya bir tülbent içinde batırılır. Suyun miktarı en aşağı 5 misli olmalıdır ki kaynama durmasın, şeftaliler kaynayan su içinde 1–2 dakika haşlanarak çıkarılır ve hemen soğuk suya daldırılarak soğutulur. Sonra bıçakla veya elle kabukları soyulur. Kabukları soyulmuş şeftaliler muntazam şekilde kesilerek ikiye bölünür ve çekirdekleri çıkarılır.

Yarma ve orta olgunluktaki şeftalilerden reçel yapılır. Şeftali reçeli yaparken;

  • 1 kg şeftali
  • 1 kg toz şeker
  • 1 gr limon tuzu kullanılır.

            Hazırlanan şeftaliler bir kat şeker ve bir kat şeftali olmak üzere pişirme tenceresine katlanır. En üste şeker tabakası getirmeyi unutmamalıdır. Bu şekilde katlanan şeftaliler bir gece kendi halinde bırakılır, ertesi günü kendi suyu ile pişirilir. Kıvamını bulmaya yakın yani pişmenin sonuna doğru bir gram limon tuzu ilave edilerek, istenilen koyuluk ve kıvama gelince ocaktan indirilir. Soğumadan temiz ve kuru kaplara doldurulur. Şeftaliler küp şeklinde kesilerek, hiç su koymadan kendi sularını verecek kadar ısıtma uygulanarak ta reçel yapılabilinir. Şeftaliler sularını verdikten sonra şeker ve limon tuzu ilavesiyle de reçel haline getirilir.

           6. Erik Reçeli

            Üryani, Mürdüm ve can eriğinden iyi reçel yapılabilir. Çekirdekleri çıkarılabilen erikler reçel için elverişlidir. Erik reçeli yaparken;

  • 1 kg erik
  • 1 kg şeker
  • 1 gr limon tuzu kullanılır.

            Reçel yapılacak erikler iyice yıkanır. Sapları koparılır ve bıçakla muntazam kesilerek çekirdekleri çıkarılır. Toz şekerle pişirme tenceresine katlanarak bir gece bekletilir. Ertesi gün kendi suyu ile pişirilir. 15 dakika kadar kaynatıldıktan sonra şurup duru ise erikler delikli kepçe ile şurup içinden alınarak bir kaba konur, şurup kaynatılarak koyulaştırılır. Şurubun koyulaşmasına yakın erikler tekrar şurup içine konur, kıvamını buluncaya kadar kaynatılır, sonra ateşten indirilir. Reçel sıcakken temiz ve kuru kaplara ağızlarında hiç boşluk bırakılmadan iyice doldurulur.

            7. Gül Reçeli

Gül reçeli yaparken;

  • 100 gr gül,
  • 1 kg toz şeker,
  • 1 gr limon tuzu
  • 1,5 bardak su kullanılır.

           Kokulu Mayıs gülleri reçel için tercih edilir. Sabahleyin erkenden toplanan gül yapraklarının kokusu daha fazla olur. Gül yaprakları saplarından koparılarak 100 gr tartılır, sonra suya daldırılarak yıkanır. Suyu süzülür ve bir makasla ince ince kesilir, sonra bir kavanoza veya reçel pişirilecek kapaklı tencereye toz şekerle iyice karıştırılarak konur. Karıştırma sırasında gerekli limon tuzu da ilave edilerek kabın ağzı iyice kapatılır ve sonra serince bir yerde muhafaza edilir.

            Şekerli gül yaprakları iki gün bu şekilde bekletilir, bu karışıma gül mayası denir. Bu süre içinde gül yapraklarının suyu şekeri alır ve sulanır, fakat bu pişirme için kâfi gelmez. Bunun için pişirmeye başlamadan önce güller kavanoza konmuşsa kavanozun şeker kalıntıları iki defada ilave edilerek, 150’şer gramlık su ile yıkanır ve pişme tenceresine dökülür. Eğer güller pişme tenceresinde şekerle karıştırılmışsa 1,5 bardak su dökülerek ateşte kıvamını buluncaya kadar pişirilir. Ocaktan indirilen reçel sıcak sıcak kuru ve temiz kaplara doldurulur. Yukarıdaki tertibe göre yapılan reçel piştikten sonra 1100 -1150 gram kalır.

           2. MEYVELERİ ŞEKER ŞURUBUNDA KAYNATARAK YAPILAN REÇELLER

            1. Ayva Reçeli

  • 1 kg ayva (İki büyük veya 3–4 orta boy)
  • 1.5 kg şeker (7,5 su bardağı)
  • 750 gr su (3 su bardağı)
  • 1 gr limon tuzu

            Ayva reçeli iki şekilde yapılır:

            1. yöntem: Ayvalar dilimlenerek parçalar halinde şurup içinde pişirilir: Ayvalar iyice temizlenir, kabukları soyulur. İstenilen büyüklükteki dilimlere bölünür. Dilimler uzun olur veya ikiye bölünerek daha küçültülür. Hepsi tencereye konur. Üzerine 3 bardak su konur, yumuşayıncaya kadar haşlanır, bu suyun içine 1,5 kg şeker atılır, şurup kaynatılır. Şurup koyulaşıp reçel kıvamına gelince limon suyu konur. İki dakika daha kaynatılır, ocaktan indirilir. Sıcak iken temiz yıkanmış, kurulanmış kavanozlara doldurulur.

2. yöntem: Ayvalar rendelenerek şurup içinde pişirilir: Temizlenmiş, yıkanmış olan ayvaların kabukları soyulur. Her biri dörde bölünüp çekirdek ve çekirdek evleri temizlenir. Büyük delikli rendede rendelenir, diğer taraftan 1,5 kg şeker 3 bardak su ile kaynatılıp, şurup yapılır. Rendelenmiş ayvalar kaynamakta olan şurup içine atılıp pişirilir. Reçel kıvamını bulunca içine limon tuzu ilave edilir. İki dakika daha kaynatılır, indirilir. Ilık iken temiz yıkanmış kavanozlara hiç boşluk bırakılmadan doldurulur.

            2. Elma Reçeli

            Elma reçeli yaparken;

·        1 kg elma,

·        2 kg şeker,

·        1 kg su,

·        1 gr limon tuzu kullanılır.

            Elmalar iyice yıkanır, kabukları soyulur sonra çekirdek evleri ince bir bıçakla oyularak çıkarılır. Dilimlere kesmek daha iyidir. Elmalar, kaynamakta olan 6 bardak su içinde yumuşayıncaya kadar haşlanır. Yumuşayan elmalar delikli kepçe ile dışarı alınır, suyu ölçülür veya tartılır. 1 kg veya 5 bardak olmalıdır. Sıcak olan bu suya 2 kg şeker ilave edilerek kaynatılır, kaynayan şurup içine elmalar atılarak istenilen kıvama gelinceye kadar pişirilir. Pişmenin sonuna doğru limon tuzu ilave edilip 1–2 dakika daha kaynatılarak ocaktan indirilir, kaplarına sıcak sıcak konur.

            3. Kayısı Reçeli

Büyük sert dokulu, kokulu ve tam olgun olmayan, lekesiz  (Tokaloğlu çeşidi gibi) kayısılardan iyi reçel yapılır.

Kayısı reçeli yaparken, kayısıları kireç suyuna koyup bir gece beklettikten sonra, şurupla pişirilirse kayısılar diriliğini ve şeklini iyi muhafaza eder. Bunun için 250 gram sönmemiş kireç 4 litre suda karıştırılarak söndürülür. Kireçli su bir müddet kendi halinde bırakılarak durulması için beklenir. Üst kısmında toplanan duru kireç suyu çekirdekleri çıkarılmış kayısıların üzerine dökülür. Bir gece bekledikten sonra kaynamakta olan şurup içine atılarak pişirilir.

Kayısı reçeli hazırlanırken;

  • 1 kg kayısı
  • 1,5 kg şeker
  • 750 gr su
  • 1–1,5 gr limon tuzu kullanılır.

            Tatlı kayısı çekirdekleri çıkarılır, kırılır. İçlerinin kabukları soyulur ve kaynayan şurup içine atılırsa reçele ayrı bir çeşni verir. Şurup içinde pişen kayısılar şeffaf bir durum alır. Şurup koyulaşmış, istenilen normal kıvam gelmişse limon tuzu ilave edilip 1–2 dakika daha kaynatılarak pişirmeye son verilir. Kayısılar pişmiş ve şeffaf duruma geldiği halde şurup koyulaşmamışsa kayısılar delikli kepçe ile dışarıya alınır. Şurup kaynatılarak koyulaşmaya yüz tutunca kayısılar tekrar koyu şuruba konur, limon suyu veya limon tuzu ilave edilerek 5 dakika daha pişirildikten sonra ocaktan indirilir ve sıcak olarak temiz, kuru kaplara doldurulur.

            4. Armut Reçeli

Armut reçeli en iyi olarak kokulu orta olgunluktaki armutlardan yapılır.

  • 1 kg armut
  • 1 kg şeker
  • 500–750 gr su
  • 1 gr limon tuzu kullanılır.

            Armutlar iyice yıkanır, kabukları soyulur, 4 veya 6 ya bölünerek dilimlenir. Çekirdek evleri çıkarılır. 1 kg armut için 600 gr yani 3 bardak su kaynatılır. Temizlenen armutlar kepçe ile çıkarılır, haşlama suyu ölçülür veya tartılır. 750 gr veya 3,5 bardak suya 1 kg şeker ilave edilerek kaynatılıp şurup yapılır. Armutlar bu şurup içine konarak kıvamını buluncaya kadar kaynatılır. Pişirmenin sonunda limon tuzu konur. 1–2 dakika kaynatılarak ocaktan indirilir ve sıcak temiz kuru kaplara doldurulur.

            5. Mandalina Reçeli

Mandalina reçeli hazırlanırken;

  • 5 adet büyük mandalina,
  • 1 kg şeker,
  • 500–750 gr su,
  • 1 gr limon tuzu kullanılır.

            Mandalinalar önce yıkanır, kabukları soyulur, dilimlere ayrılır. Dilimlerin şekli bozulmadan çekirdekleri çıkarılır. Çekirdeksiz mandalinalar daha elverişlidir. Dilimler üzerinde kalan beyaz lifler iyice temizlenir. Ayrı bir yerde mandalina kabukları, az bir su içinde 5–10 dakika kaynatılarak haşlanır. Sonra kabukları ezilerek kevgirden geçirilir veya varsa et makinesinde kıyılır. Bir kg şeker 500–750 gram su içinde kaynatılarak şurup hazırlanır. Mandalina dilimleri, kıyılmış kabuklar şurup içine atılarak hep birlikte istenilen kıvama gelinceye kadar pişirilir. Pişirmenin sonuna doğru limon tuzu ilave edilerek 1–2 dakika daha kaynatıldıktan sonra ocaktan indirilir ve sıcak sıcak temiz kaplara doldurulur.

            Mandalina, turunç, portakal reçelleri kokulu çeşitlerden yapılmalıdır.

            6. Turunç Reçeli

           Turunç reçeli hoş ve iyi kokulu iyi olup, sevilen ve makbul bir reçeldir. Turunçların kabuklarından yapılır. Turunç reçeli hazırlanırken;

  • 1 kg şeker,
  • 500–750 gr su,
  • 1 gr limon tuzu kullanılır.

            Turunçların yeşil veya kırmızı üst kabukları çok ince rende ile kazınır. Sonra kabukları altıya bölünerek dilimler halinde soyulur. Soğuk suya atılır. Bu kabuklar kıvrılarak iplere dizilir. Kabukların konduğu su bir gün içinde 4–5 defa değiştirilir. 3–4 gün sonra kabuklar 15–20 dakika kaynayan su içinde haşlanır. Bu sırada 1 kg şeker 500–750 gram suda eritilir ve şurup yapılır. Haşlanmış turunç kabukları ipleri ile kaynamakta olan şurup içine atılır, pişirmeye devam edilir. Kabukları şeffaflaştırılıp şurup istenilen koyuluğa gelince şuruba limon tuzu ilave edilerek 1–2 dakika daha pişirilir. Ateşten indirilerek sıcak sıcak temiz ve kuru kaplara doldurulur

            7. Portakal Reçeli

Portakal reçeli hazırlanırken;

  • 4 adet yafa portakalı,
  • 1 kg şeker,
  • 500 gr su,
  • 1 gr limon tuzu kullanılır.

           Portakallar iyice yıkanır, sarı kabukları bıçakla soyulur. Bu sarı kabuklar mandalina reçelinde olduğu gibi, az bir su ile yumuşayıncaya kadar haşlanır. Kevgirden veya et makinesinden geçirilerek kıyılır. Portakalın beyaz kabukları soyularak atılır ve portakal dilimlere ayrılır, dilimler üzerinde bulunan beyaz lifler tamamen temizlenir, 1 kg şeker ve 500 gram suda eritilerek şurup hazırlanır. Kaynamakta olan şurup içine kıyılmış veya kevgirden geçirilmiş sarı kabuklarla portakal dilimleri konarak kıvamını buluncaya kadar kaynatılır, pişirmenin sonuna doğru limon suyu veya limon tuzu ilave edilerek 1–2 dakika daha kaynatılıp ateşten indirilir, fazla soğumadan sıcak bir vaziyette temiz ve kuru kaplara doldurulur.

            8. Portakal Kabuğu Reçeli

Kalın kabuklu yafa portakalların kabuklarından iyi reçel yapılır.

  • 5 adet portakal kabuğu (orta büyüklükte)
  • 1 kg şeker
  • 500 gram su
  • 1 gr limon tuzu kullanılır.

            Portakallar yıkanır, sarı kabukları rendelenir, ince kısmı ile hafif olarak kazınır, kabukları uzunluğuna 8 parçaya bölünür. Bundan sonra portakaldan soyulan kabuklar haşlanır, kıvrılarak ipe dizilir ve su içine konur. Kabukların her gün 1 defa suyu değiştirilir ve yeniden su konur. Bir kaç gün sonra acısı giderilen kabuklar 1 kg şeker ve yarım kg su ile yapılan kaynar şurup içine konarak istenilen kıvama gelinceye kadar pişirilir. Pişirmenin sonuna doğru limon tuzu ilave edilir ve 1–2 dakika daha kaynatılarak ateşten alınır, iplerinden çıkarılır. Sıcak sıcak temiz ve kuru kaplara doldurularak soğumaya bırakılır ve soğuyan kaplara diğer gerekli işler yapılır.

Not: Pişirme 1.gün yapılır, 2.gün tamamlanırsa daha güzel olur.

            9. İncir Reçeli

İncir Reçeli, küçük yeşil (erkek) incirlerden yapılır. Reçel yapılacak incirlerin büyük ve içinde çekirdek teşekkül etmiş olması iyi değildir, incirler küçük ceviz büyüklüğünde iken toplanır. Daha büyük incirlerin içleri boş olduğu için reçelleri iyi olmaz. İncirler küçük veya büyük olduğuna göre aşağıdaki tertiple reçel yapılır.

·                    60–80 adet yeşil incir,

·                    1 kg şeker,

·                    500 gr su,

·                    1 gr limon tuzu kullanılır

Önce incirler yıkanır, kabukları gayet ince olarak soyulur. Kabuklar hususi kabuk soyma bıçağı ile soyulursa muntazam soyulmuş olur. İncirler alt kısmındaki çekirdek evi küçük bir huninin uç kısmı batırılarak yuvarlak çıkarılır. Bundan sonra incirler kaynayan su içinde 15–20 dakika haşlanır. Soğuk suya atılarak diriltilir. Sonra 1 kg şeker ve yarım kg sudan yapılan- şurup içine atılarak pişirilir. Pişirmeye incirler şeffaf oluncaya ve şurup koyulaşıncaya kadar devam edilir. Ocaktan indirilmeden limon tuzu ilave edilir.

           10. Üzüm Reçeli

Üzüm reçeli çekirdeksiz üzümden (sultaniye çekirdeksiz çeşidi) iyi olur.

  • 1 kg üzüm
  • 0,5 kg şeker
  • 500 gr su
  • 50 gr çam fıstığı (kavrulmuş)
  • 1 gr limon tuzu kullanılır

Üzümler iyice yakınır, suyu süzülür, sonra çöplerinden koparılarak danelenir. Yarım kg şeker ve yarım kg sudan hazırlanmış kaynar şurubun içine konarak pişirilir. Çam fıstığı üzüm reçeline iyi bir çeşni verir. Pişme devresinin sonunda limon suyu veya limon tuzu ilave edilerek 1–2 dakika daha kaynatılan üzüm reçeli ocaktan indirilip, sıcak sıcak temiz ve kuru kaplara konur.

            11. Kabak Reçeli

Kabak reçeli helvacı kabağından yapılır. Kabak reçeli hazırlanırken;

  • 1 kg kabak,
  • 1,5 kg şeker,
  • 750 gram su,
  • 1 gr limon tuzu.

            Helvacı kabağının iri, derin dilimli olanı iyidir. Kabuğu soyulmuş veya çekirdeği çıkarılmış kabak dilimleri 4–5 mm. derinlikte kesilir. Bu dilimleri 4 kg su içinde 250 gr sönmüş kireç eritilmiş ve durulmuş kireç suyuna konarak 6 saat veya daha fazla bekletilir. Sonra kabaklar duru suda yıkanıp suyu süzüldükten sonra şeker ve sudan yapılmış kaynar şurup içine konarak pişirilir. Reçel kıvamını bulunca limon tuzu ilave edilerek 1–2 dakika daha kaynatıldıktan sonra ateşten indirilir. Sıcak sıcak temiz ve kuru kaplara doldurulur.

            12. Karpuz Reçeli

Karpuz reçeli yapımı için yeşil kısımları temizlenen kabuklar küp şeklinde parçalara ayrılır. Karpuz reçeli yaparken, küp şeklinde parçalara ayrılmış karpuz kabukları kireç suyuna konur ve bir gece bekletildikten sonra şurupla pişirilir. Bunun için 250 gr sönmemiş kireç 4 litre suda karıştırılarak söndürülür. Kireçli su bir müddet kendi halinde bırakılarak durulması beklenir. Üst kısımda toplanan duru kireç suyu karpuz kabukları üzerine dökülür.  Bir gece bekletildikten sonra kaynamakta olan şurup içine atılarak pişirilir. Karpuz reçeli hazırlanırken kullanılacak malzeme;

 

  • 1 kg karpuz kabuğu,
  • 1,5 kg şeker,
  • 750 gr su,
  • 1 – 1,5 gr limon tuzu.

            Şurup içinde pişen karpuz kabukları şeffaf bir durum alır. Şurup koyulaşmış, istenilen normal kıvama gelmişse limon tuzu ilave edilip 1–2 dakika daha kaynatılarak pişirmeye son verilir. Sıcak olarak temiz ve kuru kaplara doldurulur.  

           MARMELAT

           A. MARMELAT NEDİR? NASIL YAPILIR?

Şekerde muhafazanın diğer bir şekli de marmelattır. Marmelat meyve ezmelerinin şekerle pişirilmesinden elde edilir. Marmelat taze meyvelerden yapılabildiği gibi kuru meyvelerden de yapılabilir. Ayrıca birkaç meyveyi karıştırıp marmelat yapmakta mümkündür.

Marmelat yapımında meyvelerin yıkanması ve çekirdeklerinin çıkarılması gerekir. Daha sonra meyvelerin etli kısımları ezme haline getirilir. Ancak elma ve armut gibi meyvelerin etleri yumuşak olmadığından kolayca ezilemez. Bu tür meyvelerin bir miktar su ile kaynatılması gerekir. Haşlanıp yumuşatılan meyveler kevgirden veya ezme makinesinden geçirilir. Kayısı, şeftali gibi yumuşak olan meyveler ise direk olarak kevgirden veya ezme makinesinden geçirilerek ezme haline getirilir. Kuru meyvelerden marmelat yapılacaksa meyvelerin 8–10 saat su içinde ıslatılması ve yumuşayıncaya kadar haşlanması gerekir. Daha sonra ezme haline getirilir.

Marmelat yapımında kullanılacak olan tencerelerin yayvan ve geniş olması gerekir. Önceden tartımı yapılan ezmeye belirlenen miktarda şeker ilave edilir. Şeker ezmeye en az iki seferde konulmalıdır. Böylece şekerin iyi karışması ve erimesi sağlanmış olur.  Şeker ilave edilen ezmeler devamlı karıştırılarak pişirilir. Karıştırmaya gereken önem verilmezse marmelatın dibi tutabilir.

Bir kilogram ezmeye konulacak şeker miktarı 500 ile 1000 gr arasındadır. Bu miktar meyvenin cinsine ve olgunluğuna göre değişebilir. Şeftali kayısı gibi tatlı meyvelerde şeker az kullanılırken; portakal, limon, greyfurt gibi ekşi meyvelerde kullanılan şeker miktarı artar.

           B. MARMELATIN KIVAMI NASIL BELİRLENİR?

Pratik bir yöntem ile marmeladın pişip pişmediği anlaşılabilir. Marmelattan bir miktar tabağa konur ve soğuması beklenir. Tabak sağa sola yatırıldığında akmıyorsa marmelat olmuş demektir. Aynı işlem kaşıkla da yapılabilir. Marmelat parçalar halinde kaşıktan akıyorsa pişmiştir. Marmelatlarda şekerlenme olmaz, çünkü reçele göre daha az şeker kullanılır.

           C. MARMELAT NASIL MUHAFAZA EDİLMELİDİR?

Ambalaj olarak cam kavanoz, teneke ve plastik kaplar kullanılabilir. Marmelat temiz ve kuru kaplara sıcak olarak doldurulur. Hava almayacak şekilde kapatıldıktan sonra ters çevrilip bırakılır. Marmelatlar rutubetsiz ve havadar yerlerde saklanmalıdır.

           D. ÇEŞİTLİ MARMELATLARIN YAPILMASI

            1. Ahududu Marmeladı   

Ahududular bol su içerisinde fazla hırpalanmadan yıkandıktan sonra, kevgirde veya ezme makinesinde püre haline getirilirler ve şekerle karıştırılır. Marmelat için;

  • 1 kg ahududu,
  • 1 kg şeker,
  • 1 gr limon tuzu kullanılır.

            Ahududuların şekerle karıştırılması yapıldıktan sonra kaynatılır. Limon tuzu ilave edilerek 1–2 dakika daha pişirildikten sonra ateşten alınır. Sıcak olarak temiz ve kuru kaplara doldurulur.

            2. Karadut Marmeladı  

Karadutlar bol su içerisinde fazla hırpalamadan yıkandıktan sonra,  şekerle karıştırılırlar. Karadut marmeladı hazırlanırken;

  • 1 kg Karadut,
  • 1 kg şeker,
  • 1 gr limon tuzu kullanılır.

            Karadutlar şekerle karıştırıldıktan sonra kaynatılır. Limon tuzu ilave edilerek 1–2 dakika daha pişirildikten sonra ateşten alınır. Sıcak olarak temiz ve kuru kaplara doldurulur.

            3. Kuşburnu Marmeladı

Olgun kuşburunlarından (yaban gülü tohumu)  marmelat yapılır. Marmelat yaparken önce kuşburnuların yaprak kısımları temizlenir, yıkanır. Kaynar suda olgunluklarına göre haşlanırlar. Haşlanan kuşburnular kevgirden geçirildikten sonrada, süzgeçten geçirilerek iç kısımda bulunan tüy ve kabukların süzülmesi sağlanır.

Marmelat için;

  • 1 kg kuşburnu ezmesi,
  • 1,5–2 kg şeker,
  • 1 gr limon tuzu kullanılır.

 

 

 

 

 

 

           Kuşburnu ezmesi pişirme tenceresine konur. Kuvvetli ateşte ısıtılırken şeker parti parti ilave edilir. Pişirmenin sonuna doğru limon tuzu ilave edilerek ateşten indirilir. Sıcakken temiz ve kuru kaplara doldurulur.

            4. Kızılcık Marmeladı

           Olgun kızılcıklardan  marmelat yapılır. Marmelat yaparken önce kızılcıklar temizlenir, yıkanır. Kaynar suda olgunluklarına göre haşlanırlar. Haşlanan kızılcıklar kevgirden geçirilip çekirdek ve kabuk kısmı ayrılır. Kevgirin alt kısmında toplanan kızılcıklar kızılcık marmeladında kullanılır. Kızılcık marmeladı hazırlanırken;

·        1 kg kızılcık ezmesi,

·        1,5–2 kg şeker,

·        1 gr limon tuzu kullanılır.

           Kızılcık ezmesi pişirme tenceresine konur. Kuvvetli ateşte ısıtılırken şeker parti parti ilave edilir. Pişirmenin sonuna doğru limon tuzu ilave edilerek ateşten indirilir. Sıcakken temiz ve kuru kaplara doldurulur.

            5. Çilek Marmeladı

İyi olgunlaşmış kokulu çileklerden güzel marmelat yapılır. Çilekler bol su içerisinde yıkandıktan sonra sapları ayıklanır, temizlenmiş çileklerin şekerle katlanması yapılır. Çilek marmeladı hazırlanırken;

  • 1 kg çilek,
  • 1 kg şeker
  • 1 gr limon tuzu kullanılır.

Çileklerin şekerle katlanması yapıldıktan sonra bir gece kendi haline bırakılır. Bu durumda olan çilekler şekerle birlikte kaynatılır. Çilekler şurup içinde veya dışarı alınarak iyice ezilir ve karıştırılır. Limon tuzu ilave edilerek 1–2 dakika daha pişirildikten sonra ateşten alınır. Sıcak olarak temiz ve kuru kaplara doldurulur.

            6. Kayısı Marmeladı

Kayısı marmeladı için iyice olgunlaşmış kayısılar kullanılır. Kayısılar iyice yıkanır, çekirdekleri çıkarılır. Sonra ezme makinesinde veya kevgirden geçirilerek ezmesi   elde  edilir. Kayısılar  ezme makinesinden ve kevgirden kolay geçmiyorsa onları kendi suyu ile veya çok az bir su ile kaynatılarak yumuşatılır. Sonra ezmesi yapılır. Kayısı marmeladı hazırlanırken;

  • 1 kg kayısı ezmesi,
  • 750–900 gram şeker,
  • 1 gr limon tuzu kullanılır.

           Ezme pişirme tenceresine konur, kuvvetli ateş üzerinde ısıtılırken şekeri parti parti ilave edilir. Pişme kıvamını bulurken limon tuzu da katılarak 1–2 dakika daha kaynatılıp ocaktan alınır. Sıcakken temiz ve kuru kaplara doldurulur.  

            7. Şeftali Marmeladı

            Olgun şeftalilerden yapılır. Marmelat yaparken önce şeftaliler yıkanır. İkiye bölünerek çekirdekleri çıkarılır. Çok olgun olanlar doğrudan doğruya kevgire konularak ezmesi yapılır. Biraz sert olan şeftalileri kevgirden ve ezme makinesinden kolay geçmesi için yumuşayıncaya kadar 1 kilogram şeftaliye 0,5–1 bardak su ilave edilerek kaynatılır. Sonra kevgirden geçirilerek ezmesi elde edilir. Şeftali marmeladı hazırlanırken;

  • 1 kg şeftali ezmesi,
  • 750–900 gr şeker,
  • 1 gr limon tuzu kullanılır.

           Şeftali ezmesi pişirme tenceresine konur. Kuvvetli ateşte ısıtılırken şeker parti parti ilave edilir. Pişirmenin sonuna doğru limon suyu veya limon tuzu ilave edilerek ateşten indirilir. Sıcakken temiz ve kuru kaplara doldurulur.

            8. Vişne Marmeladı

Vişneler bol su içinde iyice yıkandıktan sonra sapları koparılır. Çekirdekleri çıkarılır. Kevgirden veya ezme makinesinden geçirilerek ezmesi elde edilir. Malzeme:

  • 1 kg vişne ezmesi
  • 1 kg şeker,
  • 1 gr limon tuzu kullanılır.

            Elde edilen ezme pişirme tenceresine konur. Tencere kuvvetli ateşte ısıtılmaya başlanır. Şeker ısınan ezmeye parti parti konur. Pişmenin sonuna doğru limon suyu veya limon tuzu ilave edilerek 1–2 dakika daha kaynatıldıktan sonra ateşten indirilir. Sıcak sıcak temiz ve kuru kaplara doldurulur.

            9. Elma Marmeladı

Olgun ve kokulu elmalar marmelat için en iyi olanıdır. Elmalar çok iyi yıkanır, dilimlenerek çekirdek evleri çıkarılır. Dilimlenen elmaların üzerine çıkıncaya kadar su ilave edilerek kaynatılıp, pişirilir. Elmalar ezilecek hale gelince ateşten indirilir. Kevgirden veya ezme makinesinden geçirilerek ezmesi elde edilir. Marmelat için;

  • 1 kg elma ezmesi,
  • 600–750 gr şeker,
  • 1 gr limon tuzu kullanılır.

          Ezme pişirme tenceresine konur. Kuvvetli ateş üzerinde ısıtılıp pişirilirken şeker parti parti konur. Devamlı karıştırılarak istenilen kıvama gelinceye kadar pişirilir. Ocaktan indirilmeden önce limon tuzu ilave edilerek 1–2 dakika daha pişirilip, ateşten alınır. Sıcak halde temiz ve kuru kaplara doldurulur.

            10. Armut Marmeladı

Olgunlaşmış armutlar önce yıkanır. Dörde bölünerek çekirdek evleri çıkarılır. Küçük dilimlere ayrılır. Bir kilogram meyveye 1 bardak su koyarak kapalı bir tencerede meyveler yumuşayıncaya kadar haşlanır. Kevgirden veya ezme makinesinden geçirilerek ezmesi elde edilir. Armut marmeladı hazırlanırken;

  • 1 kg armut ezmesi
  • 750 gr şeker,
  • 1 gr limon tuzu kullanılır.

            Ezme geniş pişirme kabında şekerini parti parti ilave ederek ve devamlı karıştırılarak pişirilir. Pişirmeye kıvamını buluncaya kadar devam edilir. Ocaktan indirilmeden limon tuzu ilave edilerek 1–2 dakika daha kaynatıldıktan sonra ateşten alınır ve sıcakken temiz ve kuru kaplara doldurulur.

            11. Erik Marmeladı

Marmelat yapılacak erikler önce yıkanır. Erikler çok olgun ise hemen kevgirden geçirilerek ezmesi elde edilir. Erikler yumuşak değilse, biraz su ile yumuşayıncaya kadar haşlanır. Erik marmeladı hazırlanırken;

  • 1 kg erik ezmesi,
  • 800–1000 gram şeker,
  • 1 gr limon tuzu kullanılır.

           Erik ezmesi tencereye konur. Kuvvetli ateşte ısıtılmaya başlanır. Şeker ısınan ezmeye parti parti konur. Pişmenin sonuna doğru limon tuzu ilave edilerek 1–2 dakika daha kaynatıldıktan sonra ateşten indirilir. Sıcak sıcak temiz ve kuru kaplara doldurulur.

            12. İncir Marmeladı

İncir marmeladı yapımında, olgun ve ağaç altına kendiliğinden düşmüş incirler veya çok olgun incirler kullanılır. Önce incirler iyice yıkanır. İncirlerin kevgirden ve ezme makinesinden kolay geçmesi için az bir miktar su ile haşlanmaları iyi olur. 1 kg incire durumuna göre 0,5 veya 1 bardak su konur ve böylece ısıtılıp yumuşatılır. Yumuşayan incirler kevgirden veya ezme makinesinden geçirilerek ezmesi elde edilir. İncir ezmesi hazırlanırken;

  • 1 kg incir ezmesi,
  • 500 gr şeker,
  • 0,5 gr limon tuzu kullanılır.

İncir ezmesi, pişirme tenceresine konarak karıştıra karıştıra ve şekeri parti parti ilave edilerek pişirilir. Pişmenin sonuna doğru limon suyu veya limon tuzu ilave edilir. 1–2 dakika daha kaynatılıp, ocaktan indirilir. Sıcak olarak temiz ve kuru kaplara doldurulur.

            13. Ayva Marmeladı

Ayva marmeladı en sevilen marmelatlardan biridir. Önce ayvaların tüyleri bir bezle veya bir çuval parçası ile ovularak temizlenir. Sonra bol su ile yıkanır. Keskin bir bıçakla dörde bölünür. Çekirdek evleri çıkarılır ve dilimlenir. Ayvalar kapaklı bir tencereye konularak 1 kilogram ayva için 1,5 bardak su içinde kaynatılarak ayvaların yumuşaması temin edilir. Yumuşayan ayvalar kevgirden geçirilerek ezmesi yapılır.

Ayva marmeladı hazırlanırken;

  • 1 kg ayva ezmesi,
  • 800–1000 gr şeker,
  • 1 gr limon tuzu kullanılır.

Ezme pişirme tenceresine konarak ısıtılır. Şekeri parti parti konur. Devamlı olarak karıştırılır. Pişirmenin sonuna doğru limon tuzu ilave edilir. 1–2 dakika daha pişirildikten sonra ocaktan indirilir. Sıcak olarak temiz ve kuru kaplara doldurulur.  Ayva marmelat bol etli çeşitlerden yapılmalıdır.

            14. Portakal Marmeladı

Portakal marmeladı hazırlanırken;

  • 4 portakal,
  • 3 limon,
  • Şeker (1 kap ezme için 1 kap şeker) kullanılır.

            Portakal ve limonlar kaynar suda 1–2 dakika bekletildikten sonra kabuklan soyulur. Kabuklar gayet ince doğranır. Birkaç defa suyu değiştirilerek haşlanır. (Kabukların acısı çıkıncaya kadar) Meyve içinin çekirdekleri ayrılır. Sonra meyve içi ile kabuklar karıştırılarak iki katı su ile haşlanır. Kevgirden veya ezme makinesinden geçirilerek ezmesi elde edilir. Bir kap ezme için bir kap şeker ölçülür. Ezmeye şeker parti parti ilave edilerek karıştıra karıştıra pişirilir. Karışım istenilen kıvama gelinceye kadar kaynatmaya devam edilir. Sıcak olarak temiz ve kuru kaplara doldurulur.

                        15. Greyfurt Marmeladı

Greyfurt marmeladı hazırlanırken

  • 3 Greyfurt,
  • 3 limon,
  • Şeker (1 kap ezme için 1 kap şeker) kullanılır.

            Meyveler yıkanır ve kabukları soyulur. Kabukları ince ince dilimlenir. Sonra 1,5–2 litre su ile 5 dakika kaynatılır. Suyu dökülür. Sonra tekrar 1,5–2 litre su ile 5 dakika haşlanır suyu dökülür. Aynı işlem üçüncü defa tekrar edilir. Diğer taraftan meyve içinin zarları ve çekirdekleri çıkarılır. Küçük parçalara kesilir, kaynamış kabukları ilave edilir. Bunların hepsi ölçülür. İki katı su ilave edilerek 40 dakika kadar kaynatılır. Sonra ezme ölçülür. 1 kap ezme için 1 kap şeker ilave edilerek süratle jöle kıvamına gelinceye kadar kaynatılır. Sıcak olarak temiz ve kuru kaplara doldurulur.

            16. Portakal-Elma Marmeladı

Portakal-elma marmeladı hazırlanırken;

  • Büyük ekşi elma, portakal, 2 limon,
  • Şeker (1 kap ezme için 1 kap şeker) kullanılır.

            Meyveler iyice yıkanır. Elmalar soyulur ve çekirdek evleri çıkarılır, doğranır. Limon ve portakalların sarı kabukları rendelenir. Kabukları soyulur. Portakal ve limonların zarları ayıklanır. Çekirdekleri çıkarılır. Meyveler küçük küçük kesilir. Meyveler ve kabukları, iki katı su ile yarım saat kadar haşlanır. Sonra her kap ezme için bir kap şeker ilave edilerek koyulaşıncaya kadar pişirilir. Sıcak sıcak temiz ve kuru kaplara doldurulur.

 Kaynak  : TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI - YAYGIN ÇİFTÇİ EĞİTİM PROJESİ - GIDA

[Başa Dön]


          5.4. Gıdaların Dondurularak Muhafazası

Gıdaların bozulmadan saklanmasında bugün en çok uygulanan usullerden biri de gıdaların dondurularak muhafazasıdır. Gıdaların dondurularak muhafazası, en modern en kolay olan muhafaza şeklidir. Bu gün her bakımdan ileri olan memleketlerde dondurulmuş gıda sanayii kurulmuş ve bir çok gıdanın dondurularak uzun zaman dayandırılması sağlanmıştır.

Evlerde de gıdaların saklanmasını temin eden ev dondurucu makinelerinin bulunuşu bu yolla gıdaların saklanmasına rağbeti artırmıştır. 

Dondurularak gıda muhafazasının esası gıdalarımızı bozan ve onları yenilemeyecek hale getiren küçük canlıların donma derecelerinde çalışmalarını durdurmaktır.

Dondurularak muhafaza edilen gıdalar besin değeri yönünden tazesine çok yakın değerdedir

Gıdaların Dondurulmasında Kullanılacak Kaplar:

Donmuş ürünün devamlı su kaybederek kurumaması için ürün su buharı geçirmeyen ambalajlarda dondurulur. Bu ambalajlar alüminyum kağıt,cam,plastik kaplar ,naylon torbalar gibi kaplardır. Bu kapların su buharını geçirmeme özelliğinin yanında koku geçirmemesi ve rutubeti sızdırmaması gerekir. Ayrıca kapların ağzı iyice kapanabilmeli, dolmasının ve boşalmasının kolay olması ve fazla yer kaplamaması gerekir.

MEYVELERİN DONDURULMASI

Dondurulacak meyvelerin tam olgun olması gerekmektedir. Meyveler tam yeme olgunluğunda toplanmalıdır Bütün meyveler önce soğuk su ile iyice yıkanır .Hiç bir zaman    meyveler temizlenmesi için suya atılıp bekletilmez. Yıkandıktan sonra meyveler hazırlanır. Çilek sapları koparılır. Vişne,kiraz sapları koparılır. Çekirdekleri çıkarılır. Kayısı,şeftali ve eriğin çekirdekleri çıkarılır. Elma armut ve şeftalinin kabukları soyulur, dilimlenir. Kararmamaları için içine limon sıkılmış su içine konur. Meyveleri bu su içinde çok uzun süre bekletmemek gerekir.

Dondurulmaya elverişli olan bütün meyveler 3 şekilde doldurulur.

1-Şurup içinde

2-Toz şekerle

3-şekersiz olarak.

 Dondurulacak meyvenin cinsine ve ilerde kullanış şekline göre bu usullerden biri seçilir.

1-MEYVELERİN ŞURUP İÇİNDE DONDURULMASI

Meyve dondurulması için kullanılan şurup çeşitleri

2 bardak şeker     4 bardak su       orta  şurup çeşidi

3 bardak şeker     4 bardak su       orta ağır  şurup çeşidi

4 bardak şeker     4 bardak su       ağır şurup çeşidi

6 bardak şeker     4 bardak su        çok ağır şurup çeşidi

3 bardak şeker 4 bardak su ile yapılan orta ağır şurup çeşidi birçok meyve çeşidi için çok uygundur. Hafif ve kokulu olan meyveler için hafif şurup çeşidi , ekşi meyveler için de koyu şurup çeşitleri kullanılır. Şurup şeker ya soğuk suda yada sıcak suda eritilerek hazırlanır. Sıcak suda eritilmişse mutlaka soğutulur.

2-MEYVELERİN TOZ ŞEKERLE DONDURULMASI

Meyveler önce geniş bir kaba konur. Bir kilo meyve için bir su bardağı veya biraz    daha az şeker hesaplanır. Şeker meyvelerin üzerine serpilip karıştırılır. Şeker eriyince kaplarına doldurulur. Üzerine parşömen kağıdı konarak kapağı kapatılır.

3-MEYVELERİN ŞEKERSİZ OLARAK DONDURULMASI

Elma, armut ve ayva gibi sert dokulu meyveler sıcak suya batırılıp, soğuk suya daldırılır Soğuduktan sonra süzdürülüp üzerlerine limon tuzu serpilerek karıştırılır ve kavanozlanır. Bu şekilde dondurulan meyvelerin lezzet ve renkleri şekerle dondurulanlar kadar güzel olmaz.

Meyveler dondurulurken bütün gerekli malzemeler önceden hazırlanmalıdır. Şurup önceden hazırlanmalı ve soğutulmalıdır. Taze ve tam olgun meyve kullanmalı,mümkün olduğu kadar çabuk işlenmeli ve hemen dondurucuya konmalıdır.

 
ÇEŞİTLİ MEYVELERİN DONDURULMASI

1-ELMANIN DONDURULMASI

Elmaları işlemeye başlamadan önce doğranan elmaların kararmaması için şekerli su hazırlanır. Bunun için tencereye 4 litre su 2 çorba kaşığı şeker konur, karıştırılır. Elmalar bol su ile yıkanır,süzülür. Kabukları soyulur, dilimlenir, çekirdek evleri çıkarılır, hemen şekerli suya atılır.2-3 kavanoz için gerekli elma hazırlandığında elmalar şekerli sudan alınır. Bir tülbent yada bir tel sepet içine konur. Kaynayan suyun içine daldırılarak 2 dakika haşlanır. Sonra soğuk suya batırılarak soğutulur. Soğuyan elmaların suyu süzülür. Üzerine hafif şeker serpilir. 1kilo elma için yarım bardak şeker yeterlidir. Serpilen şeker iyice karıştırılır. Kavanoza boşluk kalmayacak şekilde yerleştirilir. Dondurucuya konur.

2-KAYISININ DONDURULMASI

Kayısılar orta ve ağır şurup içinde dondurulur. Donduktan sonra kararmayı önlemek için şurubun her litresine yarım çay kaşığı hesabı limon tuzu konur. Şurubun çok soğuk olması iyidir Kayısılar bol suda çalkalanarak yıkanır. Çekirdekleri çıkarılarak ikiye bölünür .Çok olgun kayısıların kabukları soyulur. Kavanoza önce yarım bardak şurup konur. Kayısılar şurubun içine doldurulur. Kavanozun ağzında 2cm boşluk bırakılır. Şurup kayısıların üzerini örtmezse tekrar şurup ilave edilir. Meyvelerin üzerine parşömen kağıdı konur. Kapağı sıkıca kapatılarak bekletilmeden dondurucuya konur.

3-ÇİLEĞİN DONDURULMASI

Çilek dondurulmaya en elverişli meyvelerdendir. Orta ve ağır şurubun içinde dondurulur yada 3-4 kısım meyveye bir kısım şeker ilave edilerek dondurulur. Çilekler ezilmeden iyice yıkanır. İtina ile sapları koparılır. Eğer toz şekerle katlanarak dondurulacaksa çilekler ve şeker ölçülür. Şekerin çilekle iyi karışması için bir kat şeker bir kat çilek olmak üzere katlama yapılır. Şeker çileğin suyunu alıp eriyinceye kadar beklenerek kavanoza doldurulur. Eğer şurupla doldurulacaksa önce kavanoza yarım bardak şurup konur. Üzerine çilekler doldurulur. Kavanozun ağzında 2 cm boşluk bırakılır. Şurup çilekleri örtmezse tekrar şurup ilave edilir. Kavanozun ağzı kapatılarak dondurucuya konur.

4-ŞEFTALİNİN DONDURULMASI

Tam olgunluktaki şeftaliler iyice yıkanır. Tülbent veya tel sepet içine konarak kaynayan suya daldırılır. Yarım veya bir dakika tutulur .kabukları soyulur. İkiye bölünür, çekirdeği çıkarılır. Bekletilmeden içinde yarım bardak orta ağırlıkta şurup bulunan kavanoza yerleştirilir. Şurup meyveleri örtmezse yeniden ilave edilir. Üzerine parşömen kağıdı konularak kapağı kapatılıp dondurucuya konur. Toz şekerle karıştırılarak da dondurulabilir. Şeker 5 kısım meyveye 1 kısım şeker olarak hesaplanır. Şekerle karıştırıldıktan sonra üzerlerine limon tuzu serpilerek hafifçe karıştırılır. Kavanozlanarak dondurucuya konur.

5-KİRAZ VE VİŞNENİN DONDURULMASI

Kiraz ve vişneler yıkanır. Sapları ve çekirdekleri çıkarılır. Çekirdekli olarak da dondurulabilir. Kavanoza yarım bardak şurup konur. Üzerine meyveler doldurulur. Kavanozun ağzında 2cm boşluk bırakılır. Şurup meyveleri örtmemişse eklenir. Üzerine parşömen kağıdı konarak ağzı kapatılıp dondurucuya konur. Kiraz için orta vişne için orta ağır ve ağır şuruplar kullanılır.

6-İNCİRİN DONDURULMASI

İncirler yıkanır. Büyüklüklerine göre ayrılır. Sapları kesilir. Orta ağır şurup ile kavanoza doldurulur. Üzerine parşömen kağıdı konarak kapaklanır. Hemen dondurucuya konur.

 

SEBZELERİN DONDURULMASI

İyi bir dondurulmuş sebze elde etmek için sebzeleri hiç bekletmeden mümkün olduğu kadar süratli çalışılmalıdır. Körpe ve kaliteli sebze kullanılmalıdır. Sebzeler önce soğuk su içinde iyice yıkanır. Sebzeler hiçbir zaman soğuk su içine basıp bekletilmez. Yıkanan sebzeler ayıklanır, parçalanır.

Dondurulacak sebzeleri haşlamak şarttır. Haşlama ile sebzedeki enzimler ölür ve onların tesiri yok edilir. Haşlama ile sebzede bulunan mikroorganizmaların da bir kısmı ölür. Sebzeler haşlanmazsa enzimlerin tesiri ile hoşa gitmeyen kokular oluşur. Sebzelerin gıda değeri düşer.

Haşlama ya kaynar su içinde yada buharında yapılır. Haşlama süreleri sebzelerin olgunluk derecelerine göre değişir. Çok taze sebzeler az haşlanır. Buna göre haşlama süreleri 1ile 5 dakika arasında değişir.

Haşlanan sebzelerin hemen soğutulmaları gerekir. Soğutma ile sebzelerin daha fazla pişmesinin önüne geçilir. Sebzelerin daha iyi renk alması sağlanır. Mümkünse normal suyla soğutulduktan sonra buzlu su ile de soğutulur. Soğutulan sebzeler süzülür.

Sogumuş ve süzülmüş sebzeler hemen dondurulacakları kaplara konur. Üstte biraz boşluk bırakılır. Bu boşluk sebzelerin donarken genişleme payıdır.Kutuların kapakları kapatılır, dondurucuya konur.

TAZE FASULYENİN DONDURULMASI

Körpe fasulyeler bol su içinde iyice yıkanır. Kılçıkları alınır, kırılır,2 dakika  haşlanır. Haşlandıktan sonra soğutularak süzdürülüp kaplara doldurulur.

BEZELYENİN DONDURULMASI

Bezelyeler önce yıkanır, danelenir,daneler büyüklüklerine göre elekten geçirilerek ayrılır. Bol su ile tekrar yıkanır.Kaynar su içinde bir dakika haşlanır.Soğuk suda soğutularak süzülür.Kaplara doldurularak Kapağı kapatılıp dondurucuya konur.

BAMYANIN DONDURULMASI

              Taze ve körpe olan bamyalar alınır. Bol su ile iyice yıkanır,sapları kesilir. Kaynar suda 1 dakika haşlanır. Soğutulur, süzülür.Kaplara doldurulup soğutucuya konur.

[Başa Dön]


             5.5. Konserve Yapılarak Muhafaza

                 Konserve, çabuk bozulan gıdaların uzun sure dayanıklı hale getirilmesi için hava sızdırmayan bir kap içinde,yüksek ısı işlemleri uygulanarak mikropların etkisiz hale getirilmesidir.

                Tekniğine uygun hazırlanan bir konserve uzun sure saklanabilir. Ancak tazelik kaybı düşünülerek bir yılda tüketilmesi önerilir.

                EV KONSERVECİLİĞİNİN YARARLARI

1-     Meyve ve sebzelerin bol ve ucuz olduğu zamanlarda evde konserve yapılmasıyla, aile bütçesine kış aylarında önemli ölçüde katkı sağlanmış olur.

2-      Hanımlar konservelerini kendi aileleri için hazırladıklarından her şeyde olduğu gibi daha dikkatli ve titiz çalışırlar. Bu nedenle evde yapılan konserveler daha kaliteli ve daha sağlıklı olur.

3-     Ev konserveciliği yoluyla, kış aylarında yoğunlaşan yetersiz beslenme sorununa da çözüm getirilmiş olur. Çünkü taze sebze ve meyvelerle bunların konserveleri arasında besin değeri yönünden fazla bir fark yoktur

4-      Evde el altında hazır yiyecek bulunmuş olur. Ayrıca pişirme süresi zamandan tasarruf edilir.

5-     Hanımlar boş zamanlarını güzel ve yararlı bir uğraşla değerlendirmiş olurlar.

6-     Ev konserveciliği yoluyla hem ev hem de yurt ekonomisine katkıda bulunmuş oluruz.

                 PASTÖRİZASYON VE STERİLİZASYON

                 Meyve ve sebzeler 2 şekilde konserve edilirler.1-Pastörizasyon 2-sterilizasyon

1-      100 ve 85 dereceler arasındaki sıcaklıklarda belli bir sürede yapılan ısıtma işlemine pastörize işlemi denir. Bu işlem açık kazanlarda  yapılır.

2-      100 derecenin üstünde genelde 115-121 dereceler arasında 20-30 dakikada yapılan ısıl işleme  sterilizasyon denir. 

            Sterilizasyon işleminin açık kazanlarda yapılması olanaksızdır. Çünkü suyun kaynama derecesi 100 derecedir. Suyun sıcaklığı ancak basınçlı tencerelerle 100 derecenin üstüne çıkarılabilir. Bu basınçlı tencerelere  otoklav denir. Evdeki düdüklü  tencereler de aynı amaçla kullanılabilir.

            Elimizdeki ürünü hangi usulle konserve edeceğimizi o ürünün asitliği tayin eder. Asitliği yüksek gıdalar pastörize ( yani açık kazanda ) ; asitliği düşük gıdalar sterilize (yani otoklav kullanarak) edilirler. Buna göre meyveler ve domates  pastörize edilir. Sebzelerin ise mutlaka sterilize edilmesi yani basınçlı kazanlarda konserve edilmesi gerekir. Çünkü asitliği düşük gıdalar olan sebzelerde insan zehirlenmesine neden olabilen önemli mikroorganizmalardan clostridium botulinum faaliyet gösterebilir. Gıdalar bu mikropla bulaşık olabilir. Bu mikroorganizma yüksek sıcaklıklarda bile uzun sure canlı kalabileceğinden 100 derecenin üstündeki sıcaklıklarda öldürülmesi gerekmektedir. Buda otoklav yada düdüklü ile yapılabilir.

                TÜKETİMDEN ÖNCE KONSERVENİN KONTROLÜ

               Tüketimden önce konservelerin dikkatle bir defa daha kontrol edilmesi gerekir. Bunun için kavanoz açılmadan önce kapağın şişkinlik yapıp yapmadığı, sızıntı olup olmadığı incelenir. Gerek kapağın şişkinliği, gerekse sızıntı görülmesi bozulma belirtisidir. Ayrıca kapak açılınca etrafa kötü koku yayılıyorsa, üstte küflenme görülüyorsa bunlarda bozulma belirtileridir.

               Bu belirtiler görülmese de konservenin bozulmuş olduğundan yine de şüphe edilebilir. Sebze konserveleri bazı mikropların zehirli maddelerini içerebilir.

               Bu ihtimal gözönünde bulundurularak,mutlaka pişirilerek kontrol edilmelidir. Bozuk bir sebze konservesi pişirme sırasında köpürür. Pis koku  yayılır. Bu durumda bu konservelerin atılması gerekir.

                Bozuk konservelerdeki bazı zehirli maddeler ise 15-20 dakikalık kaynama sonunda zehirli olmaktan çıkar. Böylece pişirmenin sadece kontrol için değil aynı zamanda konservelerin zararlı olmasının önlenmesinde de yararlı bir işlem olduğu anlaşılmaktadır.

[Başa Dön]


          5.6. Diğer Yöntemlerle Muhafaza

        Pastörize Sütten Beyaz Peynir Yapımı

           Peynir sütün maya ile pıhtılaştırılıp, pıhtının çeşitli şekillerde işlenmesi, süzülmesi, preslenmesi  ve belirli koşullarda olgunlaştırılmasıyla elde edilen bir süt ürünüdür.

Peynir üretimi ve tüketimi ülkemizde yaygınlaştırılmış durumda ve çok çeşitleri bulunmaktadır. Ayrıca aynı çeşit peynirlerde dahi farklılıklar olabilmektedir.

Dikkat

Hasta hayvanlardan insanlara Brusella mikrobu (yavru atma hastalığı ), çiğ olarak içilen sütlerle ve çiğ sütten yapılmış tereyağı, kaymak, beyaz peynir, dondurma gibi ürünlerle geçmektedir. Yavru atan hayvanlar idrar, dışkı, akıntı ve sütleriyle çevreye ve diğer hayvanlara mikrop bulaştırırlar. Ayrıca gıda maddeleri  içme suları, yemler, ahıra girenlerin ayakkabı ve elbiselerinden de hastalık geniş alana yayılabilir.

Bu hastalığın belirtileri ise şunlardır.

-Mikrop daha çok kemik içine yerleşir. İnsanlarda halsizlik, iştahsızlık, kırgınlık ve yüksek ateş görülebilir.

-Daha ağır şekilde gebe kadınlarda düşük olayı görülür. Erkeklerde kısırlığa yol açar.

-Eğer hastalık bir yıl ve daha eskiyse kronikleşmiş olarak kabul edilir. Belirtileri; baş ağrısı, kol ve bacak ağrıları, terleme ve depresyon görülür. Bu hastalıktan korunmak için kaynatılmış veya pastörize edilmiş sütler içilmelidir.

-Peynir dondurma gibi süt mamüllerinde de mutlaka pastörize süt kullanılmalıdır.

-Deri yoluyla bulaşmayı önlemek için ellerin temizliğine önem verilmeli, lastik eldiven giyilmelidir.

-Ayrıca hasta hayvanların sürüde yayılmamasına ve tedavisine dikkat edilmelidir.

-Çiğ sütten imal edilen beyaz peynirler taze olarak değil de 90 gün ( 3 ) ay tuzlu suda bekletilerek yenilmelidir.

            Sağlıklı beyaz peynir yapalım

            Beyaz peynir yapımında sırayla şu işlemler yapılır.

            -Sağlıklı hayvanlardan temiz şartlar altında sağılmış sütler alınır.

            -Süt süzme bezlerinden süzülür (kaba  pisliklerden arındırılır)

            -70 derecede 1 dakika veya 72 derecede 15 saniye bekletilerek ısıtılır. ( bu işleme pastörize işlemi denir). Sütte bulunan ve hastalık yapan mikropların peynire geçmemesi için pastörizasyon işlemi mutlaka yapılmalıdır.

            -Süt sütün mayalama sıcaklığı olan 34 dereceye kadar soğutulur

-Soğutulan 10 litre süt için bir silme çay kaşığı kalsiyum klorür 1/3 çay bardağı temiz suda eritilerek süte ilave edilir.(sütün pastörize edilmesi ve kalsiyum klorür katılması peynir randımanını yükseltir.

-10 litre süt için yarım kapak ( 5 litre süte 1 veya 1,5 çay kaşığı ) peynir mayası yarım çay bardağına yakın ılık suyla karıştırılarak süte ilave edilir.

-Kapağı kapatılan süt tenceresi bir bez ile örtülerek 1,5 –2 saat pıhtılaşmaya bırakılır.

-Pıhtı oluşunca pıhtı kesme şeker büyüklüğünde kesilir.

-Kesilen pıhtı 5-10 dakika sonra cendere bezlerine veya torbalara alınır. Baskılanır. Baskılamada 10 litrelik süte 2-3 kg lık ağırlık konur. 5-6 saat beklenir.

-5-6 saat sonra süzme bezlerinden çıkartılan peynirler, 3-4 cm kalınlığında kesilir.

-Peynirler tuzlanıp her iki tarafı hafifçe bastırılarak sabaha kadar bekletilir.

Peynir suyunun hazırlanması

           -1 litre suya 3 yemek kaşığı tuz hesaplanarak kaynatılır ve soğutulur. Kavanoza yerleştirilen peynirin üzerine dökülür. Serin yerlerde veya buzdolabında depolanır.

           -Sağlığınız için sütünüzü pastörize etmeden peynir yapmayınız. Ayrıca pastörize ederek peynir randımanını % 5-10 arasında artırmış olursunuz.

           -Sağlıklı yaşamak için süt ve ürünlerine öğünlerinizde bolca yer veriniz.

           -Peynire işlenecek süt taze olmalı ve içinde yabancı madde bulunmamalıdır.

           -Sütte bulunan antibiyotik ve koruyucu maddeler pıhtılaşmayı önleterek peynirin tutmamasına sebep olur.

           -Süt alınan hayvanın hasta olması ve bakteri içeriğinin yüksek olması, peynir yapımının değişik aşamalarında kusurlara neden olur.

           Not : sütün sıcaklığını ölçerken dereceyi süt kabına değdirmeyin. Kırıldığı takdirde de zehirlenme olmaması için sütü mutlaka dökün.

           -Sütün pastörize edilmesiyle brusella ve tüberkiloz gibi hastalık etmenleri yok edilmektedir.

           -Peynir yapımında süte fazla miktarda maya katılması halinde peynirde yumuşama ve kireç gibi dağılmalar görülür.

[Başa Dön]